004.jpg
   
008.jpg
   
006.jpg
   

Çocuğum Üstün Yetenekli Mi Sorusu Neden Önemli?

Kullanıcı Oyu:  / 1
En KötüEn İyi 
Ayrıntılar

3.sınıfa giden bütün çocuklar 30 numara ayakkabı giyecek demek ne kadar saçma değil mi? O halde, üstün yetenekli öğrencilerin farklı bir eğitim müfredatına ihtiyaç duyduklarını anlamamakta neden ısrar ediyorsunuz? 

En başta şunu unutmamak gerekir: Çocuk, her şeyden önce çocuktur. Her çocuk arkadaş ister, oyuncak ister, ilgi ve sevgi ister. Bunlar aslında istekten öte birer ihtiyaçtır. Ve bu ihtiyaçlarını gidermek, biz ebeveynlerinin başlıca görevidir. Dolayısıyla çocuğumuzu tanımamız ve onu anlamamız gerekir.  

Her çocuğun ihtiyaçları farklıdır. Ancak hem eğitim sistemi, hem de diğer çevre koşulları bu farkları belirli düzeyde ortak paydalara sınıflandırabilmiştir. Bu nedenledir ki, 5 yaşındaki çocukların ana okuluna, 6 yaşındaki çocukların ilkokula gitmeleri, 8 yıllık ilköğretimde her yıl belirli müfredatların işlenmesi ve buna benzer uygulamalar standardize edilebilmiştir. Ve “normal” çocuklar için bu sınıflandırmalar üç aşağı beş yukarı uygundur.  

Ancak, bu sınıflandırma içerisinde 6-7 yaşlarında, yani ilkokul 1.sınıfta öğretilmesi planlanan okuma, 4 yaşındaki bir çocuk tarafından, üstelik bir de çoğunlukla kendi kendine öğrenilmiş ise ne yapacağız? İlkokul 2. sınıfta öğretilmesi planlanan toplama çıkarma işlemleri, 5 yaşındaki bir çocuk tarafından üstelik bir de kalem kağıt kullanmadan hatasız yapılabiliyorsa? 

Bu durumda olan bir çocuğu düşünün. Günde 6 saat oturması istenen bir sınıfta işlenen konular, onun zaten bildiği konular. Ve yine de bilmiyormuş gibi “yeniden öğrenmek” durumunda kaldığı o konulara yine de “ilgileniyormuş gibi yapmak” durumunda bırakılıyor. 6 yaşındaki bir çocuktan beklediğimiz bu şeyin ne kadar anlamsız, ne kadar moral bozucu, ne kadar aslında cezalandırıcı olduğunu düşünebiliyor musunuz? Onun yerine kendinizi koyun. Bugün size 4 ay boyunca harf harf okumayı yeniden öğretseler, sizin tepkiniz ne olurdu?  

Üstelik gayet doğal olan bazı tepkiler verdiklerinde, bu çocukları "problem çocuk" diye yaftalıyor ve hatta bazı zamanlarda “durulsunlar” diye bir de ilaç tedavisiyle köreltmeye çalışıyoruz. 

Bir arkadaşımın kızının sınıfında bir çocuk var. Birinci sınıfta okuyan bu çocuktan herkes illallah etmiş durumda ve en nihayetinde gelen şikayetlerden bunalmış olan öğretmen, öğrencilerine şunu söylüyor: “Artık bu arkadaşınızla ilgili şikayet duymak istemiyorum.” İşin enteresan yanı, çocuğun sınıf içerisindeki her türlü yaramazlığına ve çıkardığı huzursuzluklara rağmen, derslerindeki başarısı iyi. Bana sorarsanız, bu çocuğun mutlaka test ettirilmesi gerekiyor. Büyük olasılıkla üstün yetenekli tanısı konacaktır. 

Çocuğum üstün yetenekli mi diye sorulmasının önemi tam olarak da burada yatıyor. 

Üstün yetenekli çocukların ortak özelliklerinden biri, dünyayı “normal” çocuklardan daha farklı algılamalarıdır. Bu farklıklardan biri de algı hızlarıdır. Normal bir çocuğun 1 saatte ve en az 10 tekrar ile öğrenebileceği bir konuyu aynı düzeyde öğrenmek için üstün yetenekli bir çocuğun ihtiyaç duyduğu süre 10 dakika ve tekrar sayısı 2 olabilir. Bu çocuğa geri kalan 50 dakikada anlamlı başka bir ödev veya görev vermezseniz veya diğer çocuğun yapmak durumunda olduğu o 10 tekrarı zorla yaptırmaya kalkarsanız, o çocuk sıkılacak ve tepki vermeye başlayacaktır. Bu tepki, bazı uç noktalarda derslerden tümüyle kopma ve öğrenmeyi reddetme şeklinde dahi olabilir.  

Üstün yetenekli çocuklar kendilerini öyle veya böyle belli ederler. Bunun için yayınlanmış çok sayıda liste vardır, fakat bu listeler incelenirken ve çocuğunuzu bu listelerdeki ifadelerle karşılaştırırken dikkat etmeniz gereken bazı hususlar vardır. Bazı listelerde, üstün yetenekli çocuklar tanımlanırken idealize bazı özellikler belirtilmiştir.  

Üstün yetenekli çocukları ayırt eden temel özellikler bilişsel özelliklerdir, yani doğrudan üstün yetenekliliklerini gösterdikleri alanlardır. Yoksa fiziksel özellikler, sağlık durumları, bedensel gelişimleri ve buna bezer doğrudan bilişsel olmayan özellikler, üstün yetenekliliği tanılamak için kullanılmamalıdır.  

Bazı listelerde, üstün yetenekli çocukların sağlıklarının normalin üstünde iyi olduğu yazar. Bunun bilimsel hiçbir dayanağı yoktur. Bazı üstün yetenekli çocukların, çok okumaktan veya başka nedenlerden dolayı gözleri erken yaşta bozulmuş ve miyopi gelişmiş olabilir. Fakat çok sayıda üstün yetenekli olmayan miyop da vardır. Üstün yetenekli çocukların bünyelerinin daha alerjik olduğu ifadesine rastlanabilir. Ancak çok sayıda üstün yetenekli olmayan alerji hastası da vardır. Üstün yetenekliler az uyur diye yaygın bir kanı vardır, ancak Gregor Brand bir yazısında bunun hiçbir bilimsel dayanağı olmadığını yazar.  

Üstün yeteneklilik konusunda en başta bakılması gereken özellikler bilişsel özelliliklerdir. Hafızası kuvvetli mi, yani uzunca bir süre önce gördüğü veya duyduğu bir şeyi yeri geldiğinde hemen hatırlıyor mu? Algısı kuvvetli mi, yani yaşına göre zor ve karmaşık olan şeyleri anlıyor ve ilişki kurabiliyor mu? Erken yaşta harfler, şekiller, rakamlar ve benzeri şeylere ilgi duyuyor ve kendi kendine öğrenebiliyor mu? İlgisini çeken konularla uzun saatler meşgul olabiliyor mu? Çok soru soruyor ve tatmin olana kadar sormaya devam ediyor mu? Yaşıtı çocukların hiç ilgilenmediği konulara (varoluş, tanrı, ölüm) ilgi duyuyor ve kendi kendine yorum yapıyor mu? Şayet bunlardan bir veya birkaçı söz konusu ise, çocuğunuzu daha yakından izlemeniz ve bir uzmana götürmeniz önerilir. Uzman derken, çocuklarda üstün yeteneklilik konusunda uzmanlığı olan bir kurum veya psikolog size faydalı olacaktır.  

Sonra mı ne yapacaksınız? 

Aslına bakarsanız, ülkemizde devletin her türlü iyi niyetine rağmen uygulamadaki bazı eksiklerden dolayı, az sayıda özel kurum haricinde pek bir seçeneğiniz yok. Elbette ki maddi durumunuz ve o anda yaşadığınız kente bağlı olarak, seçenekleriniz artacak veya azalacaktır. Her şeyin ötesinde şunu bilmenizde fayda var: İş sizde bitiyor! 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
© ustunyetenekliyiz.biz