004.jpg
   
002.jpg
   
003.jpg
   

Hızlandırma - Acceleration

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Ayrıntılar

Hızlandırma olarak tercüme edilen ve yurt dışında acceleration olarak geçen ifadeden anlaşılması gereken, mevcut müfredatın daha hızlı ele alınması ve birçok durumda okul süresinin kısaltılması ile sonuçlanan her türlü destekleme uygulamasıdır.  

Hızlandırma söz konusu olduğunda ya müfredat daha hızlı ele alınır – ki bu durum ancak özel ve bireyselleştirilmiş eğitimde söz konusudur – ya da öğrenci sınıfları daha hızlı geçer, yani sınıf atlar. Hızlandırmanın her iki türünde de amaç, öğrencinin daha hızlı olan algılama kabiliyetine uyum sağlamaktır. 

Hızlandırma ifadesi bazen öğrencinin suni olarak hızlandırılması şeklinde yanlış anlaşılır. Ancak kast edilen bu değildir. Buradaki amaç, esasen öğrencinin motivasyonu ve yetenekleri paralelinde bir eğitim vermektir. ABD’de bu uygulama appropriate developmental acceleration, yani “gelişime uygun yerleştirme” olarak adlandırılır. Bu ifade biraz karmaşık gelebilir, ancak ne yapılmak istendiğini daha net açıklar: Öğrenciler, o anda bulundukları yaş grubundan bağımsız bir şekilde, okul sisteminde seviyelerine en uygun olan sınıfa yerleştirilirler. Üstün yetenekliler genelde zihinsel gelişimleri açısından - en azından bilişsel açıdan – daha ileri seviyede olduklarından, onlar için doğru olan yer bir veya birkaç sınıf ilerisi olacaktır. Hızlandırma uygulanan birçok öğrenci, bu uygulamadan sonra belirgin bir şekilde açılmış, başarıları önemli ölçüde artmış ve belirli bir uyum sürecinden sonra da daha büyük olan sınıf arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kurmuşlardır (özellikle önceki sınıfında iletişim kuramayan öğrencilerde bu durum daha belirgindir). Yine de her bir öğrenci bireysel olarak ele alınmalı ve incelenmelidir – sınıf atlama her öğrenci doğru seçenek olmayabilir. Detaylı olarak ele alındığında: 

Okula erken başlama:

Yaşları aynı olan çocuklar arasındaki en belirgin fark, gelişim düzeyleridir. Bu nedenle 6 yaşını dolduran öğrencilerin okula alınması uygulaması en fazla sınıf içerisinde yaş homojenliği sağlar, fakat gelişim homojenliği sağlamaz. Birçok üstün yetenekli öğrenci anaokulu döneminde dahi entelektüel açıdan okula hazırdır ve bedensel, duygusal ve sosyal açılardan da okula gidebilir seviyede gelişmiştir. Bazıları okuma ve hesap yapmayı üstelik bir de kendi kendine öğrenmiştir ve okula gitmeye isteklidir. Bu durumda olan çocuklar için anaokulu gerekli ve yeterli doygunluğu sağlayamaz. 

Bazı öğretmenler, okula erken başlayan çocukların fazla zorlandıklarını düşündüklerinden bu tür bir uygulamayı temelden reddederler. Erken yaşta okula başlama o an için çocuğu zorlamasa dahi, ileriki yıllarda gelişim ve olgunluk eksikliğinin kendisini göstereceği ve çocuğun zararına olacağını savunurlar. Gerçekten de onlarca yıllık araştırmalar neticesinde, erken yaşta okula başlayan, ancak üstün yetenekli olmayan çocukların okul hayatının diğer çocuklara kıyasla daha zor geçtiği belirlenmiştir: Çoğunlukla okul başarıları daha düşüktür ve sınıf tekrarlama oranları da diğer çocuklara oranla daha fazladır (çocuklar büyüdükçe bu farklar ortadan kaybolmaktadır). 

Fakat entelektüel olarak üstün yetenekli olan çocuklarda durum çok farklıdır! Tecrübeler ve pedagojik ve psikolojik araştırmalar göstermiştir ki, erken yaşta okula başlayan üstün yetenekli çocuklar genelde çok iyi gelişim göstermektedirler. Şayet bu karar çok iyi düşünülerek, çocuğun kendisi, ailesi ve öğretmenleri tarafından ortaklaşa alınmış ise, bu kararın üstün yetenekli çocuk için hem kısa vadede hem de uzun vadede doğru olduğu ortaya çıkmıştır. Bazı durumlarda ilerleyen yıllarda okul problemleri ortaya çıktıysa da, aynı yaşlardaki normal çocuklarda olduğu gibi bunun nedenleri farklı olmaktadır. Erken yaşta okula başlama kararı alınacağı zaman, çocuğun erken yaşta okula alınmayıp bir yıl daha anaokuluna gitmesinin doğuracağı olumsuzlukların da dikkate alınması gerekir. Bilimsel araştırmalar, bu şekilde frenlenen çocukların ileriki yıllarda okul problemleri yaşamaları olasılığının daha yüksek olduğunu, erken yaşta okula başlatılan üstün yetenekli çocuklara kıyasla okula ve öğrenmeye karşı daha olumsuz bir yaklaşıma sahip olduklarını göstermiştir. 

Ailelerin bu adımı atmalarında yaşadıkları bir engel de, çevrelerinden, arkadaşlarından, komşu ve akrabalarında gelen olumsuz eleştirilerdir. Buna göre fazla zorlayıcı olmaları ve çocuğu bu kadar erken yaşta okula göndermekle ona ne denli büyük bir kötülük yaptıkları suçlamalarıyla karşılaşabilirler. Entelektüel ve diğer gelişim faktörleri açısından okula uygun olmayan çocuklar için bu durum geçerli olsa da, üstün yetenekli çocukların istedikleri şey aslında tam da budur. Üstün yetenekli çocuklar genelde öğrenmelerini sağlayacak ortamlar peşindedirler. Okula gitmek konusunda azimlidirler – ancak bu durum bazı yetişkinler için kendi olumsuz okul kavramlarından dolayı pek anlaşılamayabilir. 

Bu durumda, erken okula başlatmak ne zaman uygun bir çözümdür? 

Şayet çocuk 

- Entelektüel olarak üstün yetenekliyse 

- Bedensel, duygusal ve sosyal gelişimi normal veya ileri ise 

- Kendisi okula gitmek istiyorsa 

- Ebeveynleri ve okul da bu adıma olumlu bakıyorlarsa, çocuk erken yaşta okula başlayabilir. 

Yaş bakımında karışık sınıflar, esnek 1-2-3 sınıflar, Montessori 

Öğrencilerin sınıflara yerleştirilmelerindeki klasik yaklaşım, yaş olarak bir birine yakın, fakat entelektüel olarak bir birinden çok farklı çocukların aynı sınıfta olmalarına yol açar. Eğitim hızı sınıfın ortalama düzeyine göre belirleneceğinden, bu düzey bazı öğrenciler için fazla hızlı olabileceği gibi, bazı öğrenciler için fazla yavaş olacaktır. Klasik yaş prensibinin ortadan kalkması uygulaması, örneğin Montessori okullarında uygulanmaktadır. Montessori okulları, kuruluş prensipleri itibariyle karışık sınıflar konusunda ısrarlıdır, çünkü kurucusu Maria Montessori’ye (İtalyan Doktor ve Pedagog, 1870 – 1952) göre her birey kendi öğrenim hızını tayin etme imkanına sahip olmalıdır. Bu yaklaşımda ilkokulda 1-2-3. sınıflar bir arada ve 4-5-6.sınıflar bir arada eğitim görür. Öğrencinin bir sonraki gruba 2 yıl, 3 yıl veya 4 yıl sonra mı geçebileceğine, öğrencinin sınıf içerisinde gösterdiği gelişim düzeyi belirler. Üstün yeteneklilik konusu yakın zamanlarda Montessori okulları için de ele alınmış ve karışık sınıflar prensibinin üstün yetenekli çocukların desteklenmesi konusunda da avantajlı olacağı fikri ortaya atılmıştır. 

Benzer bir prensip karma 1-2 veya 1-2-3.sınıflar uygulaması olarak yurt dışındaki bazı okullarda uygulanmaktadır. Öğrenciler bu sınıflardan seviyelerine göre 1, 2 veya 3 yıl sonra mezun olurlar ve normal 4. sınıfa geçerler. 

Öğretmenler için bu tür karma sınıflar yapıları gereği çok zor sınıflardır, çünkü sınıflarında çok daha geniş bir gelişim ve öğrenim düzeyini yönetmek durumunda kalmaktadırlar. Ancak üstün yetenekliler açısından bakıldığında, bu tür karma sınıflar genel olarak bireyin desteklenmesi ve hızlandırma için çok büyük avantajlar sunmaktadır, ancak bu olanaklar henüz yeterince değerlendirilememektedir. Üstün yetenekli bir çocuk, yurt dışında 4 yıl olan ilkokulu 3 yılda tamamlama imkanına sahip olabilmektedir ve bunun için formel olarak sınıf atlamak durumunda da kalmamaktadır. Bu uygulama, Almanya’da bazı okullarda sunulmaktadır. 

Sınıf atlama 

Öğrencinin yeteneği tüm derslerinde üst sınıfın gereklerini yerine getirecek düzeyde olması beklenir, böylece yeni sınıfına belirli bir uyum süresinden sonra adapte olabilecektir. Yaşına uygun bedensel, duygusal ve sosyal gelişim düzeyi de, bu tür bir kararın sağlıklı sonuç vermesi açısından gereklidir. Aynı zamanda tüm taraflar, yani öğrenci, öğretmen ve ebeveynler, bu uygulamanın beraberinde getireceği (eksikliklerin tamamlanması, uyum süreci, vs) zorlukların farkında olmalıdırlar. 

Yeterince zorlanmayan bir ilkokul öğrencisi için ilk 2 yıl içerisinde sınıf atlama uygulaması en etkin çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm öğrenciler için geçerli olan, sınıf atlama zamanının en iyi olduğu dönemin, çocuğun buna motive olduğu ve başarı değerlerinin belirgin bir şekilde ortada olduğu dönemlerdir. 

Çoğu zaman endişeler abartılır ve olgunluk seviyesinin yeterli olmaması gerekçe olarak öne sürülür. Oysaki sınıf içerisindeki yaş ve gelişim dağılımı zaten çok fazladır: Örneğin 1. sınıflar 5 ila 8 yaş arasında olabilir ve entelektüel gelişim düzeyi daha büyük farklılıklar gösterebilir. Bu durumda da aynı erken okula başlama durumunda olduğu gibi, karar vermeden önce detaylı bir şekilde inceleme yapmak, ön yargılardan arındırılmış şekilde olayı bireysel olarak ele almak, artı ve eksileri tartmak ve okul psikologunun görüşünü almak başarı için önemlidir. Çocuğun karar verilmeden önce 2 ila 4 hafta yeni sınıfına gitmesine imkan tanınması da bu süreçte faydalı olacaktır. Bu dönemde çocuk sınıfı görecek ve üst sınıf konusundaki algısı gelişecek, aynı zamanda şayet sınıf atlamama kararı verilirse de, tekrar eski sınıfına adapte olabilecektir. 

Bilimsel araştırmalar, öğrencinin koşullara uygunluğu konusunda ayrıntılı araştırmalar yapılması ve tüm tarafların konu ile ilgili olumlu yaklaşımda bulunması durumunda, öğrencinin gelişimi konusunda herhangi bir olumsuz durumun yaşanmayacağını göstermiştir. Sınıf atlayan birçok öğrenci, bundan dolayı özgüvenlerinin arttığını ve yeni şartlara uyum sağlama yeteneklerinin arttığını söylemişlerdir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
© ustunyetenekliyiz.biz