004.jpg
   
008.jpg
   
007.jpg
   

Üstün Yetenekli Çocuklar Daha Az Uyur – Doğru Mu?

Kullanıcı Oyu:  / 1
En KötüEn İyi 
Ayrıntılar

Gregor Brand 

Bir çoğunuz bu soruyu hayretle okumuşsunuzdur, çünkü az uyumanın üstün yetenekli çocukların temel özelliklerinden biri olduğu kanısı yaygındır. Bir çok medya bu “bilgi”yi yaymaya devam ediyor ve üstün yetenekli çocukların tanılanmasında kullanılan bir çok çeklistte de – örn. Alman Üstün Yetenekli Çocuklar Derneği’nin yayınladığı “Üstün Yetenekli Çocukla Yaşamak” – bu özellik tanılama için kullanılıyor. 

Bilimsel araştırmalar bu konuda ne diyor? 

Araştırmalara göre, üstün yetenekli çocukların daha az uyuduğu yönünde bir kanıt söz konusu değildir. Prof Joan Freeman (1979), European Council of High Ability’nin kurucu başkanı, üstün ve normal yeteneklilerin uyku alışkanlıkları ve uyku davranışları arasında bir fark tespit edememiştir. Daha yeni zamanlarda Pollock (1992) tarafından 10.000 çocuk üzerinde yapılan bir araştırmada erken çocukluk dönemindeki uyku alışkanlığı ile ilerleyen yaşlardaki (10 yaş) zeka gelişimi arasında bir bağlantı tespit edilememiştir. Ancak Pollock’un yaptığı araştırma sadece zeka bakımından ortalamanın altı ile ortalamanın üstü arasında kıyaslama yaptığından, bu değerlendirmenin ifade gücü kısıtlıdır.  

Özellikle üstün yetenekli çocuklar söz konusu olduğunda, Perleth / Lehwald / Browder’e (1993) göre 8 yaşından küçük çocukların uyku alışkanlıkları konusunda bir araştırma yoktur. Böyle bir araştırmanın olmamasına rağmen, özellikle küçük çocuklarda üstün yeteneklilerin daha az uykuya ihtiyaç duydukları yönünde yapılan açıklamalar daha da büyük bir hayretle karşılanmalıdır. 

Daha büyük yaşlardaki üstün yetenekli çocuklar söz konusu olduğunda, araştırma sonuçları çok büyük farklılıklar göstermektedir. Busby ve Pivik (1983), 6 üstün ve 5 normal yetenekli çocuk ile yaptıkları araştırmada, üstün yeteneklilerin 20 dakika daha fazla uyuduklarını tespit etmişlerdir. REM uykusundaki göz hareketleri ise daha düşük bir seviyede gerçekleşmiştir. REM uykusunun süresinde ise anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Bunun bir yorumu, üstün yeteneklilerin uyku esnasındaki bilgi işleme etkinliklerinin daha yüksek olduğudur. Diğer bir yorum ise, üstün yeteneklilerin uyanıkken gösterdikleri yoğun beyin aktivitesinin uyku halindeki beden tarafından dengelendiğidir. Grubar (1985) 10 yaşlarındaki 5 üstün yetenekli çocuk ile yaptığı araştırmada, daha kısa bir uyku süresi tespit edememiştir. Busby ve Pivik’İn aksine, Grubar daha uzun REM uykusu ve bu uykuda daha yoğun göz hareketi tespit etmiştir. 

Üstün yetenekli çocukların uyku alışkanlıkları konusunda yapılan ve birbirine karşıt araştırma sonuçları elde edilen bu araştırmalardan çıkarılması gereken bilgi şudur: Genel olarak daha kısa bir uyku ihtiyacı ve alışkanlığı gözlemlenememiştir ve hatta bir araştırmada da daha uzun uyku süresi tespit edilmiştir. Üstün yetenekli çocukların daha fazla uyuduğu, Lewis M. Ternan’ın meşhur araştırmasında da tespit edilmiştir.  

O halde, daha kısa uyku süresi tezinin kaynağı nedir? Konu ile daha çok ilgilenen ve danışma birimlerine giden problemli üstün yetenekli çocukların ailelerinin, çocuklarının daha az uyudukları yönünde kanaatleri olduğu düşünülebilir. Ayrıca bilinen bir sosyopsikolojik yasaya göre, medyada üstün yetenekli çocukların daha az uyudukları yönünde çıkan haberler neticesinde çocuklarının nispeten daha az uyuduğunu düşünen aile sayısı da artmıştır. Zaten aileler söz konusu olduğunda, az veya çok uyku değerlendirmelerinin çok sübjektif olduğu unutulmamalıdır.

Bir çocuğun ne kadar uyuması gerektiği konusundaki yaklaşımlar farklıdır. Uyku süresini ve uyku esnasındaki davranışları etkileyen ne kadar çok fiziksel ve psikolojik etken olduğu düşünülürse, özellikle ailelerce tahmin edilen fazla veya az uyku süresinden üstün yeteneklilik durumunu sorumlu tutmak, fazla aceleye getirilmiş bir karar olacaktır. Diğer taraftan, üstün yetenekliliğin tanılanmasına yönelik göstergelerin araştırma düzeyi henüz çok yetersizdir. Bir şekilde emare yakalamaya çalışan aileler de dikkatlerini çeken bu ve benzeri özelliklere olması gerekenden daha fazla değer biçme eğiliminde olabilmektedirler. Buna benzer şekilde, erken gelişen motorik özelliklerin üstün entelektüel yetenekliliğin bir göstergesi olduğunu düşünen aileler de vardır. Sonuç: Üstün yetenekli çocukların daha az uyuduklarına yönelik yaygın kanı, bilimsel olarak mesnetsizdir.  

Bu nedenden dolayı, olası bir az uyku uyuma durumunu olası bir üstün yeteneklilik için emare olarak göstermek de, mesnetsizdir. Buna metodik bir endişe de eklenmektedir: Üstün yetenekli çocukların daha az uyudukları kanıtlanmış olsa dahi, bireysel anlamda aile ve danışmanlara pek bir faydası olmayacaktır, çünkü farklı uyku davranışları gösteren çok sayıda üstün yetenekli olmayan çocuğun varlığı kanıtlanmıştır.  

Zaten bir çocuğun üstün yetenekli olup olmadığı sorusu aydınlatılmak istendiğinde, bilişsel özellikler haricinde kalan bu tür farklılıkları incelemek pek anlamlı değildir. Üstün yetenekli çocuklar, bir dizi fiziksel, psikolojik ve sosyal özellik açısından normalden sapma gösterirler. Örneğin çok daha fazla oranda miyopluk, bağışıklık sistemi bozuklukluları (alerji) ve solaklık (Benbow, 1990) gözlemlenir. Beyin büyüklüğü de zeka ile pozitif korelasyon halindedir (Jensen & Sinha 1993), ayrıca bazı sosyo ekonomik ve kültürel (Storfer 1990) veya biyokimyasal değişkenler de (Weiss 1994) pozitif korelasyon içindedir.  

Ancak bu özellikler üstün yetenekli çocuklarda daha sık ortaya çıkıyor olsa da, normal çocuklarda da sıklıkla karşılaşıldığından, tanılama için hiçbir işe yaramazlar. Ancak bazı durumlar sadece veya neredeyse sadece üstün yetenekli çocuklarda görülebiliyorsa, ancak o zaman bir çocuğun üstün yetenekli olup olmadığı konusunda bu özellik anlamlı olacaktır. Örneğin, sosyal bilimci ve psiko genetikçi Volkmar Weiss, çok kapsamlı araştırmalardan sonra şu sonuca varmıştır; hastalık veya kaza neticesinde oluşan durumlar hariç, üstün yetenekli anne ve babanın çocukları %95in üzerinde bir olasılıkla üstün yetenekli olacaktır (Weiss 1994). Şayet bu durumun geçerliliği başka araştırmalarla da kanıtlanırsa, bu durumda sosyoekonomik bir verinin neticesinde (örneğin ebeveynlerin zekası, bu zekayı gerektiren bir eğitim veya kariyer ile kendini gösterdiğinde) belirli bir yeteneklilik durumu hakkında yorum yapılabilir.  

Ancak, hem normal yetenekli hem üstün yetenekli çocuklarda bulunması olası ve üstün yeteneklilikten bağımsız özellikler söz konusu olduğunda, bunları çeklistlerde göstermekten kaçınılmalıdır. Bunlar, bir üstün yetenekliliğin mevcudiyeti için ne gerekli ne de yeterli koşullardır. Aynı husus, bu tür özeliklerin birden fazlasının bir arada bulunması durumları için de geçerlidir.  

Yukarıda da ifade edilen dört özelliği ele alırsak, miyop, Mayıs Haziran döneminde doğmuş, alerjik ilk çocuklar olan çok sayıda normal zekada çocuk vardır. Ebeveynler çocuklarının üstün yetenekli olup olmadığını anlamak istiyorlarsa, özellikle zihinsel performans ile doğrudan ilintili özelliklere dikkat etmelidirler (örn. Hafıza – akılda tutabilme, öğrenme yetisi, anlama hızı). Diğer – bilişsel olmayan - özellikler, ancak sadece veya çoğunlukla üstün yetenekli çocuklarda bulunuyorsa anlamlıdır, üstün yetenekli çocuklardaki karşılaşma olasılığını daha fazla olması yeterli değildir.  

Konu, küçük çocukların üstün yeteneklilik durumunun tanılanması neticesinde desteklenmeleri ise, bir hususun altının mutlaka çizilmesi gerekir. Zihinsel yetenek seviyesi, yani zeka, değişmez bir kriter değildir ve çok belirgin ölçüde etkilenebilir. Bu nedenle, bazı nedenlerden dolayı çocuklarının üstün yetenekli olmadığını düşünen aileler, aksi durumda çocuklarına sağlayacakları desteklerden çocuklarını mahrum bırakırlarsa, sonuçları çok kötü olabilir. Böyle bir durumda, olası bir üstün yetenekliyi engellemiş olacaklardır (Storfer, 1990). Diğer taraftan, olağanüstü bilişsel yetenekler “normal” bir gelişim sürecinde – yani özel destek çalışmaları yapılmaz ise – kaybolmaz ve bu nedenle bir çok durumda küçük bir çocuğun hangi bilişsel potansiyele sahip olduğunun tam olarak bilinmemesi geri dönülemez bir eksiklik değildir.  

Ancak potansiyelin bilinmesinin avantajları olduğunu gösteren nedenler de vardır. Bunlar elbette ki öncelikle büyük olasılıkla üstün yetenekliliğin beraberinde getirdiği problem durumlarıdır. Her hangi bir nedenden dolayı olabildiğince doğru bir değerlendirme yapmak isteyen herkes, öncelikle profesyonel bir yardıma gereksinim duyacaktır. Şayet danışılan kişinin bilgi düzeyi yeterli ise, test ve incelemelerle çok küçük yaştaki çocuklar için dahi yorumda bulunulabilir (Cunningham 1993).

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
© ustunyetenekliyiz.biz