001.jpg
   
002.jpg
   
007.jpg
   

Zekanın Toplumda Dağılımı

Kullanıcı Oyu:  / 8
En KötüEn İyi 
Ayrıntılar

Zeka, boy veya ağırlık gibi görülebilen veya bir ölçüm cihazı ile ölçülebilen fiziksel bir değer değildir. Zeka, bilim insanları tarafından tanımlanmış bir yapıdır. Bu yapı, düşünme yeteneğini veya bilişsel yetenekleri, yani bilgi edinme, bilgi işleme ve bilgiyi akılda tutma yeteneklerini tarif eder. Bilişsel yetenekler doğrudan gözlemlenemez, ancak belirli emareleri ile, örneğin bir zeka testinde sorulan problemleri doğru veya yanlış değerlendirmeyle anlaşılabilir. 

Zekanın, boy gibi fiziksel özelliklerle ortak yanı, halk içerisinde normal dağılım göstermesidir. Zeka, genelde zeka testleri ile ölçülür. Zeka değerlerini dağılım sıklığı ile değerlendirdiğimizde ve bunu grafiksel olarak gösterdiğimizde, çan eğrisi şeklinde bir grafikle karşılaşırız. 

Yatay eksen zeka düzeyini IQ değeri olarak gösterir. IQ değeri, bir kişinin kendisinin de bulunduğu toplum kesimine göre ortalamadan farklılığını gösterir. Grafik üzerinde gösterilen dilimler ise, bu zeka seviyesinin toplumdaki sıklığını gösterir. Buna göre: 

· IQ 100 ortalamayı gösterir.  

· İnsanların çoğu, yaklaşık üçte ikisi (%68) 85 ile 115 IQ aralığındadır. Bu alan normal zeka olarak adlandırılır.  

· İnsanların %95 i 70-130 IQ aralığındadır. 

· Aşırı düşük ve aşırı yüksek değerler aynı ölçüde ender rastlanan değerlerdir. Yani IQ 70 in altında olanların oranı ile IQ 130 ve üzerindekilerin oranı aynı ve yaklaşık %2 civarındadır. 

· Entelektüel üstün yeteneklilik dendiğinde, genelde aşırı yüksek zeka anlaşılır ve IQ 130 un üstünde olan kişileri kapsar. Burada dikkat edilmesi gereken husus, hangi IQ değeri itibariyle üstün yetenekliliğin başladığına ilişkin doğal bir eşik olmamasıdır – örneğin aynı şekilde uzun boylular için de buna benzer doğal bir ölçüt yoktur. Ancak genelde 130 değeri entelektüel üstün yeteneklilik için sınır değer kabul edilir ve insanların yaklaşık olarak %2si bu kapsama girer. Bu tür bir sınır değer esasen daha çok bilimsel araştırmalar için yapılır. Gruplar arası sınıflandırma yapmak ve bir birileriyle karşılaştırmak için böyle bir sınır değerin konulması gereklidir. Aynı şekilde çocukları belirli bir destek programına almak istendiğinde başvuru sayısı dikkate alınarak böyle bir değer konur.  

· Günlük yaşantımızda veya okulda bu tür bir sınır değer konusunda katı olmak ve üstün yeteneklilik için IQ 130 değerini gözetmek anlamlı değildir. IQ 128 olan çocukla IQ 130 olan bir çocuğun performansı konusunda, şayet başka farklılıklar yoksa, benzer beklentiler olacaktır. Bazen özellikle medyada yer alan haberlerde, sanki IQ 130 itibariyle farklı bir tür insan ile karşılaşılıyor gibi bir izlenim yaratılmaktadır. Bu tabii ki saçmadır. Bunu için bir örnek vermek gerekirse; diyelim ki, erkelerde ortalama boy 1,77 mt ve sadece %2 nin boyu 1,99 mt ve üzerinde. Bu değerlere sıkı sıkıya bağlı kalındığında – bizim zeka katsayısı örneğindeki gibi – sadece bu %2 için uzun boylu demek gerekir. O halde 1,97 mt veya 1,95 mt boyu olan biri ne olacak? Elbette ki bu adamlarda ortalamaya göre uzun boyludur ve aynı şekilde IQ 128 olan bir çocuk da ortalamaya göre üstün bir yeteneğe sahiptir. Bir çocuğun üstün yetenekli olup olmadığı sorusundan ziyade, sorulması gereken soru, çocuğun hangi güçlü ve zayıf yanlarının olduğu ve buradan hangi destekleme ihtiyacının doğduğudur. IQ 130 dan sonra tabii ki yeni bir dünya başlamıyor. Aradaki farklar sadece görecelidir.  

· Sadece IQ 130 ve üstü olan insanları incelediğimizde, bunların %73ü 130-135 aralığında, %94 ü 130-140 aralığındadır. Bunların %99u ise 130-145 aralığındadır. Bu nedenle 130 ve üstünde IQ değerine sahip insanların nispeten homojen bir yapı gösterdiği söylenebilir. Fakat yukarıya çıktıkça farklılıklar çok fazla artacak ve 145 ve üstü değerlerde on binde 2 olan oran nedeniyle de bu kişiler neredeyse benzersiz özellikler taşıyacaklardır. 

· Önemli bir husus da, zeka yapısını oluşturan tüm alanları kapsayan bir zeka testi olmamasıdır. Yapılan testler, dayandıkları teorik temel ve soruların bileşimi nedeniyle sadece belirli zeka alanlarını kapsarlar. Bazı alanlarda çocukların aldıkları puanlar önceden neyi bildiklerine çok bağlıdır, diğerlerinde ise eğitime bağlıdır. Bazı testler zekanın sadece belirli bir alnını kapsarken (örn. Soyut ve mantıksal düşünme), diğerleri çok sayıda farklı yeteneği inceler. Ancak tüm bu testlerin sonucu IQ olarak verir. Yüzeysel bakıldığında, aynı IQ değeri olduğu ve aynı yetenekleri değerlendirdikleri düşünülebilir. Ancak dikkat: IQ eşittir IQ değildir ve belirli bir IQ testi yoktur. Bu nedenle bir çocuğun farklı IQ testlerinde farklı sonuçlar elde etmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. IQ ibaresi bir çok farklı yetenek için verilebilir. Bu nedenle ölçülen bir IQ değerinin arkasında hangi yeteneklerin değerlendirildiği incelenmelidir.  

Son olarak, cinsiyetler arasındaki dağılıma bakalım. Erkekler ve kadınlar genel olarak benzer zeka seviyelerine sahiptirler. Spesifik alanlar olarak matematik ve sözel alanlara baktığımızda da, her ne kadar erkeklerin matematik zekasını kızların da sözel zekasının daha gelişmiş olduğu kanısı yaygınsa da, yapılan değerlendirmelerin sonucunda belirgin farklar tespit edilememiştir. Sadece hacimsel düşünme yapısının belirli bir alanında – üç boyutlu cisimlerin düşünsel olarak döndürülmesi, mental rotasyon olarak da adlandırılır – erkeklerin bir nebze dahi olsa daha iyi sonuç aldığı söylenebilir. Hacimsel düşünme yapısının diğer alanlarında da fark yoktur. “Kadınlar doğuştan kötü park ederler ve oryantasyon yetenekleri daha zayıftır” gibi ifadelerin herhangi bir dayanağı yoktur.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
© ustunyetenekliyiz.biz