Makaleler

Üstün Yeteneklilik Nedir?

Kullanıcı Oyu:  / 3
En KötüEn İyi 
Ayrıntılar

Üstün yeteneklilik (ÜY), genel olarak ortalamanın çok üzerinde entelektüel yeteneği olan kişiler için kullanılan bir terimdir. ÜY, farklı modeller tarafından farklı tanımlanır. Yaklaşımlar, ÜY’yi sadece yüksek zeka olarak tanımlayan çok dar kapsamlı modellerden, duygusal, sanatsal ve dil kullanımı değerlendirmelerini de içeren geniş kapsamlı modellere kadar farklılık gösterir. 

 Bir kişi, standart bir zeka testi neticesinde ortalamanın en az 2 standart sapma üzerinde yer alıyorsa, ÜY olarak tanımlanır. Genelde IQ olarak bilinen ve normal zekayı 100 değeri ile tanımlayan en yaygın yönteme göre bu değer 130 dur. 

ÜY nin nedenleri tam olarak belirlenebilmiş değildir. Fakat genel yaklaşım, genetik etkenler ile özellikle çocukluk dönemindeki çevresel etkenlerin bir bileşiminin neticesi olarak ortaya çıktığını kabul eder. 

ÜY nin tanımlanması 

ÜY tanımlarından biri, ÜY yi ortalamanın çok üzerindeki zeka seviyesi olarak ifade eder. Zeka testleri, tesadüfen seçilmiş ve kitleyi temsil eden bir örneklemde ortalama 100 ve standart sapma 15 olacak şekilde dizayn edilir. Zaman içerisinde zeka seviyesinde dalgalanmalar meydana geleceğinden, IQ testlerinin de zamanla yeniden “kalibre” edilmesi gerekir. 

Bunun haricinde bir de dinamik ve daha geniş kapsamlı ÜY tanımlaması vardır. Bu tanımlamada zekanın yanı sıra yeteneği etkin hale getirebilecek yetkinlik de değerlendirilir (bk. A.Ziegler) ve yetkinliğin ortaya çıkması ile çevresel faktörlerin karşılıklı etkileşimini değerlendirir. 

Farklılıklar psikolojisinde, zeka testi sonuçları ortalamanın en az 2 standart sapma üzerinde olan kişiler üstün yetenekli olarak kabul edilir. Yani bu kişiler, toplumun %2,2 sinin sahip olduğu zeka seviyesine sahiptirler. Alman skalasında bu seviye 130 değerine karşılık gelir. Başka skalalar benzer test sonuçları için farklı değerler üretirler ve bu nedenle test sonucu ile birlikte hangi skalanın değerlendirildiği ve hangi test yönteminin kullanıldığı bilinmelidir. 

Üstün yeteneklilik kavramı ile üstün başarı kavramı karıştırılmamalıdır. Üstün başarı, belirli bir alanda üstün başarı göstermiş olan kişiler için kullanılan bir terimdir. Araştırmalar neticesinde örneğin satranç oyuncularının genel olarak daha güçlü hafızaya sahip olmadıkları ve müzisyenlerin beyin fonksiyonlarındaki farklılıkların yaptıkları işin bir sonucu olabileceği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle böyle durumlarda kısmi yeteneklilik (ing. talent) kavramından bahsedilir. 

Kendilerini üstün yetenekliler kulübü olarak tanımlayan bazı kurumlar daha farklı ÜY tanımlamaları yaparlar ve sadece kendi ölçüm yöntemlerine göre ÜY olan kişileri üyeliğe kabul ederler. Duygusal zeka ve çoklu zeka gibi kavramlar da ÜY den farklı bir yaklaşım ve modellemenin sonucudur.

IQ değerleri ile bağlantılı olarak kullanılan Çok Üstün Yetenekli (ÇÜY) ifadesi de standart bir tanımlama değildir ve bilimsel anlamda kullanılmaz. En bilinen tanımlamaya gire, bir toplumun %99,9 undan daha yüksek bir IQ seviyesine, yani 145 değerine ÇÜY denir. Bir yandan bu tanımlamanın uygunluğu tartışmalıyken, diğer yandan da bu düzeydeki bir zekanın doğru olarak tespit edilip edilemediği tartışmalıdır. Ancak günlük kullanımda bazen ÜY tanımlaması yerine de kullanılır. Değerlendirilmesi gereken diğer bir husus da, zeka testlerinin kalibrasyonun 100 değerine göre yapıldığı ve bu değerden uzaklaştıkça hata olasılığının arttığıdır. ÇÜY seviyesindeki hata hassasiyeti 3 puan olarak kabul edildiğinden 145-3=142 ve üstü ÇÜY olarak tanımlanabilir. 

Nedenleri 

ÜY nin ortaya çıkmasına yol açan etkenler tartışmalıdır. Genel kanı, uygun bazı parametrelerin bir araya gelmesinden kaynaklanan bir durum olduğu yönündedir. Zeka ile genetik yapı arasında kanıtlanmış bir ilişki bulunmasına rağmen, özellikle çocukluk dönemindeki çevresel etkiler zekanın gelişmesinde önemli role sahiptir. 

IGF-1 büyüme hormonu ile zeka arasında da belirli bir ilişki olduğu tahmin edilir. Daha yaşlı annelerin çocuklarında bu hormonun seviyesi yüksektir ve gerçekten de daha yaşlı annelerin çocukları daha yüksek zekaya sahip olma eğilimindedir. Zekanın bu hormonun takviyesi ile desteklenmesi çok anlamlı değildir, çünkü IGF-1 seviyesinin yüksek olması kanser ve şizofreni gibi hastalıklarla da ilişkilendirilir. 

Genetik etkenler 

Genel prensip olarak zeka genetik yapıya bağlı, yani irsi bir fenomendir. Genetik yapı, zekanın zorunlu olarak yüksek olmasını ve dolayısıyla üstün yetenekliliğin ortaya çıkmasını gerektirmez. 

Ancak zeka ve buna bağlı olarak üstün yeteneklilik tek bir master gen ile açıklanamaz, büyük olasılıkla çok sayıda genin ortak bir etkisi neticesinde ortaya çıkar. Araştırmacılar bilişsel yeteneklerin gelişmesiyle ilintili toplam 47 gen bölümü tanımlamışlardır. Ancak bu gen bileşimlerinin hiç biri tek başına %0,4 lük bir etkinin üzerine çıkamaz. Buna göre en etken 6 gen bileşeninin toplamının kişinin zekasına etkisi ancak %1 den biraz fazladır. Bu genlerden bazıları şizofreni ile de ilintilidir. 

Cinsiyet ile de bir ilinti mevcuttur. Zeka katsayısının ortalaması her iki cinste de aynı olmasına rağmen, erkeklerdeki dağılım biraz daha geniştir. Bunun anlamı, erkeklerde hem daha fazla üstün yeteneklinin olduğu, fakat aynı zamanda da daha fazla düşük zeka durumunun olduğudur. 

Çevresel etkenler 

Farklı çevresel etkenlerin IQ değeri ile ölçülen zekayı olumlu veya olumsuz etkileyebileceği görülmüştür. Zeka ile üstün yeteneklilik doğrudan ilişki içerisinde olduğundan ve IQ değeri ile tanımlanabildiğinden, bu etkenler üstün yetenekliliğin gelişmesini de destekleyici veya engelleyici şekilde etki gösterebilirler. Bazı araştırmalar, çevresel etkenlerin genetik etkenlerden daha belirleyici olduğunu göstermiştir. 

Sosyal köken, özellikle ailelerin sosyoekonomik durumu, çocuğun zeka gelişimini, doğum öncesi ve sonrasında tespit edilebilen tüm diğer risk faktörlerinden (bu konuda zekanın gelişimini çok belirgin bir şekilde etkileyen hypoxi, ilaç kullanımı, annenin yüksek alkol ve uyuşturucu tüketimi, hamilelik süresince geçirilen hastalıklar ve enfeksiyonlar gibi risk faktörleri hariç) daha fazla etkilemektedir ve sosyoekonomik durumu daha iyi olan çocukların zeka düzeyi fakir çocuklara göre 6 ila 13 puan daha yüksektir. Fakir çocukların zeka seviyesi orta tabaka çocuklara göre daha düşük olmakla kalmayıp, yıllar içerisinde ilk duruma göre gerileme göstermektedir. Bu durum, çocukların okul ve zeka gelişimini izleyen çok sayıda araştırma ile kanıtlanmıştır. Ailelerin toplumsal konumu, ilk çocuklukta ölçülen zeka seviyesinin ilerleyen yıllarda daha iyiye doğru gelişmesi konusunda uygun bir zemin sağlar. Alt sosyal tabakalardaki sosyal baskılar, örneğin olumsuz maddi koşullar veya daha kötü barınma koşulları, çocukların ihtiyaçlarının karşılanamamasına ve olası entelektüel potansiyellerine ulaşamamalarına yol açabilir. Bu nedenle üstün yetenekli çocuklar çoğunlukla ortalamanın üzerinde gelire sahip ebeveynlere sahiptirler. Ancak başka araştırmalar, sadece fakirlik etkeninin IQ değerini düşürmeye yeterli olmadığını göstermiştir. Bu olumsuz etken, aynı anda başka risk faktörleri de mevcut ise kendini göstermektedir. Risk faktörleri çoğunlukla korelasyon içindedir, yani birlikte ortaya çıkarlar. Bir veya iki risk faktörünün bilişsel gelişime etkisi düşüktür, ancak buna başka faktörler de eklendiğinde etki daha belirgin olur. 8-9 risk faktöründen etkilenen çocukların IQ değeri risk faktörü taşımayan çocuklara göre ortalama 30 puan daha düşük olarak ölçülmüştür. Konu ile ilgili başka araştırmalar da benzer sonuçlar göstermiştir. 

Çocukların çevrelerinde kullanılan dilin ve konuşma alışkanlıklarının da etkisi önemlidir ve ailelerin sosyal konumlarıyla korelasyon halindedir. Yapılan bir araştırma, orta ve yüksek tabakadaki ailelerin çocuklarıyla alt tabakaya oranla daha sık ve daha fazla konuştukları ve kullandıkları dilin yapısının da daha karmaşık olduğunu ortaya koymuştur. Yazarlara göre bu durumun zeka gelişimine etkisi çok fazladır ve bu durumda olan çocukların IQ değeri ortalama 79 iken, sosyal durumları iyi olan ailelerden gelen ve kendileri ile çok konuşulan çocukların ortalama IQ değeri 117 olarak ölçülmüştür. 

Ailelerin çocuğu yetiştirme esnasında gösterdikleri davranışların etkisi de küçümsenmemelidir. 

Yapılan araştırmalar, entelektüel başarıya önem veren ailelerin çocuklarının IQ seviyesi ile buna önem vermeyen ailelerin çocuklarının zeka seviyeleri arasında belirgin farklılıklar göstermiştir. Başka bir araştırma, çocuklarıyla sıcak ve demokratik bir ilişki kuran ailelerin çocuklarının, otoriter ve cezalandırıcı bir tavır gösteren ailelerin çocuklarına göre daha zeki olduklarını göstermiştir. 

Beslenmenin de zeka gelişimine etkisi olduğu düşünülmektedir: Hamilelikteki yetersiz beslenmenin dahi (örn. Yetersiz iyot) çocuğun zekasını düşürebilmektedir. Özellikle erken çocukluk dönemindeki yetersiz beslenmenin çocuğun zeka gelişimine ve sosyal davranışlarına çok büyük etkisi vardır. 1972 yılında yapılan bir araştırmaya göre iki yaşına kadar olan dönemde çok yetersiz beslenen çocukların zeka seviyesi ortaklama 58 olarak ölçülmüştür. Ancak çocukların koşulları örneğin evlat edinme neticesinde düzeldiğinde ve böylece daha iyi bir çevreye girdiklerinde, ilk çocukluklarında çok yetersiz beslenmiş olmalarına rağmen ortalama bir IQ seviyesine gelebildiklerini gözlemlenmiştir. Anne sütünün çocuğun zeka seviyesine belirgin bir olumlu etki yaptığı da kanıtlanmıştır – ancak bunun için bebekte FADS2 geninin belirli bir türünün olması gerekmektedir. 

Üstün yetenekliliğe ilişkin çok sayıda model vardır, ancak bunlar öncelikle bilginin işlenmesi ve öğrenme süreçleriyle ilgilenirler ve nedenleri konusuna fazla değinmezler. 

Mönks’ün triadik enterdependence modeli bir istisnadır. Üstün yetenekliliğin ortaya çıkmasındaki en önemli etkenler olarak sosyal çevreyi, özelikle aile, arkadaş ve okul, ayrıca motivasyon, yaratıcılık gibi kişisel özellikleri ve genelde zeka diye tanımlanan entelektüel yeteneği ele alır. Ancak tüm bu etkenler bir araya geldiğinde üstün yetenekliliğin mümkün olduğunu ifade eder. Spesifik olarak ele alındığında, sosyal çevrenin çocuğun üzerinde motive edici ve cesaretlendirici etkisi olması gerektiğidir; destek ve geliştirme de önemlidir. Çocuk da aynı zamanda kendi potansiyelini geliştirme konusunda istekli ve ısrarlı olmalıdır. 

Tespit 

Bir çok üstün yeteneklinin bu özelliği anlaşılmaz. Ancak sosyal ve psikolojik problemler ortaya çıktığında tanılanır. 

Çoğu üstün yetenekliler, çocukken aileleri veya iletişimde bulundukları öğretmen veya eğitmen gibi 3. şahıslara karşı gösterdikleri davranışlar nedeniyle belirlenirler, ki bu durumların çoğu okulda veya sosyal çevrelerinde ortaya çıkan problemlerin sonucudur. Psikolojik tanı süreci, öncelikle kişinin kendisi veya ailesi ile yapılan görüşmelerden oluşur. Bu görüşmelerde esas amaç, ifade edilen olasılığın (üstün yeteneklilik olasılığının) nedenlerini analiz etmek, olası problemleri çözmek ve soruları cevaplandırmaktır. ABD’de öğretmenleri tarafından üstün yetenekli oldukları düşünülen çocuklar, rutin bir zeka testine tabi tutulur ve sonrasında gerektiğinde okullarındaki üstün yetenekli öğrencileri destekleme programına alınırlar. 

Çocuklardaki ayrıntılı tanı çalışması, mevcut sosyal çevre dikkate alınarak çocuğun davranışlarının analizi, olağandışı performanslarının analizi (okul veya yarışmalardaki başarılar) ve zeka testinin sonuçları dikkate alınarak yapılır. Sonrasında daha sonraki araştırma ve incelemeler için baz teşkil edecek ayrıntılı tanı hazırlanır. 

Belirtiler 

Genel olarak üstün yetenekliliğin göstergeleri olarak kabul edilen bazı belirtiler vardır. Henüz kesin olarak belirlenmiş bir katalog olmadığından, bu belirtilerin mevcut olması kesin bir tanı için yeterli değildir, fakat profesyonel tanı çalışması içinde gerçekçi bir resim elde etmek için kullanılırlar. Çoğu üstün yetenekli çocukken tanılandığından, listelenen belirtilerin çoğu çocuk ve gençlere yöneliktir ve ebeveyn ve çocukla ilgilenen diğer yetişkinlere çocuğun değerlendirmesinde ip uçları verirler; ancak bu belirtiler yetişkinler için de kullanılabilir. Günlük yaşamda, tüm belirtiler birlikte ortaya çıkmaz ve bazı belirtiler bir birine zıttır. Dikkate alınması gereken diğer bir husus, bunların çoğunlukla problem gösteren belirtiler olduğu ve üstün yetenekli çocukların sadece küçük bir kısmında ortaya çıktıklarıdır. 

Sıklıkla sözü edilen belirtiler: 

- Öğrenme ve düşünme ile ilgili belirtiler: 

  1. Derin detay bilgisi ve ilişkileri çok iyi kavrama
  2. Belirgin bir kelime haznesi ve dil kullanımı
  3. Kitaplar konusunda yaş seviyesinin çok ötesinde erken ilgi
  4. Bireysel çalışmayı tercih eder, yüksek hedef koyar

 

- Çalışma şekli ve ilgi alanları 

  1. Belirli problemlere yoğunlaşma
  2. Mükemmeliyetçilik
  3. Rutin çalışmalarda can sıkıntısı ve çalışmayı reddetmeye varacak kadar ileri giden itiraz

 

- Ana okulu ve okulda 

  1. Sürekli yetersiz kapasite kullanımı (yetersiz zorlanma) neticesinde sürekli can sıkıntısı
  2. Yaşına uygun çalışmalara ve bulunduğu sınıfın müfredatına ilgisizlik
  3. Dikkat çekmek için diğer çocukları rahatsız etme (sınıf şaklabanı)
  4. Dışlanmışlık, çocuk anlaşılamadığını düşünüyor
  5. Ukala veya not manyağı olarak görülebilir

 

- Sosyal çevre 

  1. Yaşına uygun faaliyetlere az ilgi gösterir
  2. Başarılar konusunda mükemmeliyetçi ve eleştirel
  3. Fiziksel çatışmadan kaçar, sözlü çatışmayı tercih eder
  4. Dışlanmış ve yalnız hisseder
  5. Entelektüel olarak çok gelişmiş, duygusal olarak yaşının özelliklerinde
  6. Otoritenin sürekli olarak eleştirel bir şekilde sorgulanması
  7. Daha büyük arkadaşları tercih etme
  8. Belirgin bir şahsına münhasırlık
  9. Karar verme ve ortamını belirleme isteği çok kuvvetli

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
© ustunyetenekliyiz.biz