001.jpg
   
008.jpg
   
007.jpg
   

1. Önsöz

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Ayrıntılar

Anne Eckerle & Thomas Eckerle

Üstün Yetenekli Çocukların Okulda Başarısız Olmalarının Nedenleri

1. Önsöz

Aşağıdaki açıklamalar, bizim de dahil olduğumuz Başarı Geliştirme Enstitüsünün toplam 1700 çocuk ile yaptığı 10 yıllık bir araştırmanın ürünüdür. Bu 1700 çocuğun yaklaşık yarısını üstün yetenekli çocuklar oluşturmaktadır. 3 yıldır faaliyette olan “Zor Durumdaki Üstün Yetenekli Çocuklar İçin Frankfurt Başvuru Birimi”ne başvuran yaklaşık 200 üstün yetenekli problem çocuk ile de tecrübemiz olmuştur. 2004 yılı ilkbaharında, artık normal okullarda okumaları mümkün olmayan üstün yetenekli öğrenciler için bir okul programı oluşturduk. Burada şu anda 11 çocuk ve genç eğitim görmektedir. Bunların okula gitme zorunluluğu ya ortadan kalkmış (yaş itibariyle) ya da mevcut devlet veya özel okullarda uygun bir eğitim programı sunulamamaktadır.

2. Önsöz

Detflef Rost’un bilinen Marburg Üstün Yetenekliler Araştırmasının sonucunda iki farklı gözlem arasında çelişki ortaya çıkmıştır: 

  1. Miktarsal olarak bakıldığında, araştırmaya dahil olan üstün yetenekli çocukların kitlede, üstün yetenekli olmayan çocuklara oranla daha fazla problem çocuk yoktur. Rost’un buradan çıkardığı sonuç, üstün yetenekli çocukların özel bir risk taşımadığıdır.
  2. Üstün yetenekli çocukların problemler yaşadıkları yadsınamaz bir gerçektir. Bunun en basit göstergesi, kurulmuş olan çok sayıdaki aile destek gruplarıdır ki, toplumun sadece %2 sini oluşturan bir grup için sayının bu kadar fazla olması dahi dikkat çekicidir.  

Bu gözlemler Rost tarafından tutarsız olarak algılanmaktadır. “Üstün yetenekli çocukların öğretmenleriyle anlaşamadıkları, izole edilmiş bireyler oldukları, çok agresif oldukları gibi önyargılar, bizim araştırmalarımız neticesinde teyit edilememiştir.” Rost, kendi sonuçlarını “üstün yetenekliler problem çocuklar değildir” diye yorumluyor. 

Bu yaklaşımının temelinde yatan husus şudur: Araştırma grubunda yer alan 9 yaşındaki 7000 çocuktan 151 i üstün yeteneklidir. İstatistiksel olarak bakıldığında, bunların 25 inin yukarıda belirtilen şekilde problemleri olması beklenir ve bunların da ancak üçte birinin, yani 8 – 9 çocuğun bu problemleri okul başarılarını ve kişisel gelişimlerini ciddi bir şekilde etkileyecek şiddette yaşamaları beklenir. İstatistiksel olarak bakıldığında “25 te 8” Rost için ne dikkat çekici ne de anlamlıdır.  

Metodolojik olarak bakıldığında ise, bu çelişkili gözlemler aşağıdaki soruyu doğurur: Üstün yeteneklilerin okulda başarısız olmalarını nedenleri de üstün yetenekli olmayanlar kadar birbirinden farklı mıdır? Ya da, okuldaki başarısızlığın ortaya çıkışında belirli bir düzene bağlı ve belki üstün yetenekli olmayanlardan farklı bir gelişim söz konusu mudur? 

Bu yaklaşımı savunanlardan biri de örneğin Barbara Schlichte Hiersemenzel’dir. Eğitim ve Araştırma Bakanlığı adına 2001 yılında yayınladığı “Üstün yetenekli çocukların ve gençlerin yaşam çevrelerinde yaşadığı zorluklar ve çözüm önerileri” isimli broşüründe şöyle diyor: “Farklı ailevi ortamlara, hayat hikâyelerine ve kişilik yapılarına rağmen okulun ilk yıllarının aile ve çocuk tarafından “gelişimde bir kırılma noktası” olarak algılanması yönündeki tecrübeler o kadar sık ve benzerdir ki, temel ilişkiler açısından önemli bir işaret olarak kabul edilmelidir. Bu nedenle sürekli olarak tekrar eden bu sorunlar, üstün yetenekli çocuğun ve ailesinin bireysel sorunları olarak görülmemelidir. Sosyalleşme ortamı olarak okulun sunduğu çerçeve ve yapılar ile okulda etkin olan kişilerin konuya yaklaşımı, bu problemin önemli birer parçasıdır.”  

O halde, 

- Rost tarafından üstün yeteneklilerin %80i için tanımlanan üstünlük özellikleri 

- Üstün yeteneklilerin %100üne bir fırsat olarak sunulsa, 

- Fakat üstün yeteneklilere özgü tipik riskler nedeniyle bu fırsat sorgulansa 

- Ve üstün yeteneklilerin %20si bunun kurbanı olsa 

ne olurdu? 

Bu durumda çelişkili ve tutarsız olarak görülen iki gözlem tutarlı hale gelirdi, analiz çalışması risk yapılarına yönelirdi ve mutlu %80 in gelişimi de bu sonuçlarla desteklenir ve güvence altına alınırdı. 

3. Önsöz 

Bu nedenle, okulda başarısız olan üstün yeteneklilerin hikayesini anlatırken, bu durumu bilinçli olarak üstün yetenekliliğin kendisinden kaynaklanan risk faktörlerini göz önüne alarak yapacağız. Bu uygulama, etkileşimli bir modelin geliştirilmesi için deneysel bir yöntem olarak anlaşılabilir. Ancak üstün yetenekli çocukların %80 i problem ortaya çıkmadan bu risk faktörlerinin üstesinden gelebildiğinden, bu model için peşinen bildiğimiz bir gerçek, problemin etkisinin bazı koşulların varlığı neticesinde dengelenebildiği gerçeğidir. Yani, risk olarak ortaya konulan etkenler riskin gerçekleşmesi için yeterli değildir, fakat riskin gerçekleşmesi durumunda bu etkenlerin genelde var olduğu düşünülebilir (standart koşulların oluşması varsayımıyla). Tez şudur; Söz konusu risk faktörleri yoksa, üstün yetenekliler kendilerinden beklenen okul başarısını ve davranış şekillerini genelde sağlarlar.

Bu modelin pratik faydası, üstün yeteneklilik, başarısızlık ve davranış sorunlarının oluşturduğu kafa karıştırıcı paradoksları ortadan kaldırması ve böylece öğretmenlerin profesyonel tecrübeler edinmeleri ve empati geliştirmelerinin önündeki engelleri kaldırmasıdır. Ancak asıl hedef, %80inin bunu başardıkları fikrinin arkasına saklanmaktan vazgeçip, üstün yetenekli çocukların maruz kaldıkları riskleri planlı bir şekilde önlemek olmalıdır.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
© ustunyetenekliyiz.biz