Deprecated: iconv_set_encoding(): Use of iconv.internal_encoding is deprecated in /home/ustunyet/public_html/libraries/joomla/string/string.php on line 28

Deprecated: iconv_set_encoding(): Use of iconv.input_encoding is deprecated in /home/ustunyet/public_html/libraries/joomla/string/string.php on line 29

Deprecated: iconv_set_encoding(): Use of iconv.output_encoding is deprecated in /home/ustunyet/public_html/libraries/joomla/string/string.php on line 30
4.2.3. Okul İle İşbirliği
001.jpg
   
002.jpg
   
003.jpg
   

4.2.3. Okul İle İşbirliği

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Ayrıntılar

Çocuğun hayatının ilk yıllarında kişiliğinin gelişiminde en önemli etken aileyken, sonrasında anaokulu ve okul kurumları eklenir – hatta okul bundan sonraki çok uzun yıllar boyunca çocuğun kişilik gelişimi için önemli bir rol oynayacaktır. 

Üstün yetenekli çocukların gelişim bozukluklarına yol açan koşullar bütünü içerisinde okulun yeri çok büyüktür. Esneksizliği neticesinde başarısızlığını ve değersizleştirmeye yönelik tavrını koruyan bir okul ortamı, çocuk ile yapılan psiko terapi çalışmalarını kilitleyebilir veya elde edilen gelişmeleri tersine çevirebilir.

Fakat bireysel yaklaşımlarla birlikte okuldaki ortam da olumlu yönde değiştiğinde, semptomlar ve sıkıntılar hızla azalmış, uzun bir terapi süresince olumlu gelişmeler gözlenmiş ve kalıcı olmuştur. Çocukların ihtiyaçlarını olumlu karşılayan ve değer veren küçük dahi olsa kalıcı değişiklikler, bazı durumlarda tümüyle umutsuzluğa kapılmış olan çocuklarda umudun yeniden canlanmasına neden olmuştur. 

Bazı durumlarda, okul ortamının değişmesinin, kabullenici ve entelektüel olarak zorlayıcı olmasının, çocukların bütünsel gelişimini ne denli teşvik ettiğini gözlemlemek mümkündü. Yeteneklerini geliştirebilme ve gösterebilme ile kabul görme, tüm diğer kişilik özellikleri üzerinde uyarıcı etki yapabiliyordu. Çocuklar daha önce ulaşmaları mümkün olamayan entelektüel, müzik, sportif ve sosyal alanlar gibi yeni alanlara açılmış, güven ve özgüven kazanmışlardı. Bunun için bazı durumlarda okulun değiştirilmesi gerekiyordu. Aşırı taciz ortamının ortadan kalkması, bunun yerini farklı bir okul ortamının alması ve bu ortam içerisinde çocukların farklı zayıflıklarının ve güçlü yönlerinin kabul görmesi, bunu yaşayan her çocuk için çok önemliydi. Öğretmenler, üstün yetenekli bir çocuğun aileleri gibi sürekli ve düzenli olarak terapinin bir parçası olamazlar. Ancak ders içerisindeki günlük uygulamaları ve okulda yaratılan genel ortam ile çocuklar üzerinde sürekli bir etkileri vardır. Birçok durumda okul ile iletişime geçmenin ve aile ile öğretmenler arasında yeni iletişim olanakları bulmaya çalışmanın faydası olmuştur. Böylece karşılıklı suçlamaların (“Her şey okulun suçu.” / “Her şey ailenin suçu.”) yerini işbirliğinin alması sağlanabilmiş ve yardım bekleyen çocuğa destek olunabilmiştir. Başka vakalarda ise bunu sağlamak mümkün olmamış veya bazen okul bazen de aile tarafından tereddütle karşılanmıştır. 

Genel olarak bakıldığında, anaokulundaki ve okuldaki öğretmenlerle doğrudan iletişim kurmak giderek daha mümkün hale gelmiş ve okul ortamının üstün yetenekli çocuğun gelişimini sağlayacak şekilde değişmesine katkı sağlamıştır. Bu iletişim ailelerin onayı ve aracılığı ve gerçekleşmiş, çocuklar ise neredeyse her seferinde bu sürece dahil edilebilmişlerdir. Alınan bu onaya rağmen, durumdan zarar gören tarafların korunması amacıyla, yapılan açıklamaların tek taraflı olarak çocuğu ve aileyi suçlar şekilde yorumlanmaması veya okulun kendi yasal ve pedagojik yükümlülüklerini üçüncü taraflara delege etmesini önlemek için, dikkatli davranmak gerekiyordu. Böyle bir durum, ailesi tarafından sınıf atlaması için bir terapistin raporu ile birlikte başvuruda bulunulan bir çocukta söz konusuydu. Uzun süreli gecikmeden sonra okul bu talebi geri çevirmişti ve sebep olarak da:”Adı geçen kişinin raporu, öğrenciye yönelik talebin değerlendirilmesi için yeterli değildir. Detaylı bir değerlendirmeyi, terapi talimatlarını ve öğrenci ile ilgili olarak okulda uygulanacak çalışma hakkında rapor eksik.” (Kaynak: Reinhardt Eicke) Okulun burada yaptığı, okul tarafından uygulanacak bir destekleme faaliyetinin reddini, okulun alanına girmeyen bir şeyi talep ederek, yani terapi talimatlarını talep ederek, gerekçelendiriyor, kendi pedagojik sorumluluğunu ve yetkinliğini dikkate almıyor ve sunmuyordu.  

Bu örnekten farklı olarak okul ile işbirliği konusunda cesaret verici tecrübeler de vardır. Bazı öğretmenler kendi vizyonlarını genişletmek, ve böylece üstün yetenekli çocukları daha iyi desteklemek konusunda büyük çaba sarf etmişlerdir. Öğretmenler, kısmen telefonla, kısmen ailelerle birlikte seanslara katılarak, kısmen de okul ve anaokulunda görüşmeler yapılmasına imkan sağlamışlardır. Böyle bir işbirliği, ilkokul üçüncü sınıftaki bir çocuk için temel destek haline gelmiştir. Üstün yetenekliliği ancak öğrenme bozukluğu çeken çocuklara yönelik okulda ve ardından çocuk psikiyatrisinde yapılan bir inceleme ile tespit edilebilmişti. Çocuk, çok yetersiz bir çalışma tutumu ve bozuk bir sosyal davranış sergiliyordu. Ancak burada okul çok farklı davrandı. Çocuğun ailevi durumunda yaşanabilecek olumsuzluklar ve okulda tümüyle başarısız olma riskini ortadan kaldırmak için, çocuğun öğretmenleri normal ödevlerde ve sorularda beklenen başarı ve tutumu göstermesi beklenmeden, çocuğa zor ve zihnini zorlayıcı ödevler verdiler. Böylece çocuğun yeteneği kendini gösterebildi ve üstün yetenekli çocuk ile çevresi arasında olumlu karşılıklı iletişim için temel teşkil eti.

Yorum ekle


   
© ustunyetenekliyiz.biz