Deprecated: iconv_set_encoding(): Use of iconv.internal_encoding is deprecated in /home/ustunyet/public_html/libraries/joomla/string/string.php on line 28

Deprecated: iconv_set_encoding(): Use of iconv.input_encoding is deprecated in /home/ustunyet/public_html/libraries/joomla/string/string.php on line 29

Deprecated: iconv_set_encoding(): Use of iconv.output_encoding is deprecated in /home/ustunyet/public_html/libraries/joomla/string/string.php on line 30
4.3. Okuldan Beklentiler
001.jpg
   
008.jpg
   
003.jpg
   

4.3. Okuldan Beklentiler

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Ayrıntılar

Üstün yetenekli çocukların araştırma isteğinin derslerde öngörülmeyen alanlara da girebileceği gerçeği, olağanüstü yetenekli bir çocuğun tecrübeli öğretmenlerinin bile özgüvenini sarsabilir. Üstün yetenekli öğrencileri tarafından rencide edilme endişesi ve bilinmeyenden korku büyüktür. Öğretmenlerin konuya yönelik eğitilmeleri ve cesaretlendirilmeleri önemlidir – üstün yetenekli çocukları geliştirmek ve desteklemek için kendilerinin de zorlanmasına izin vermelerine yönelik, dersin şekillendirilmesinde daha yaratıcı olmaya yönelik, okula tanınan tüm imkanları kullanmaya yönelik ve genel uygulamaların dışında hareket etmeye yönelik cesaretlendirilmeleri gerekir.  

Yıllar boyunca kendi sınıflarının seviyelerine alışkın olan öğretmenler için, üstün yetenekli bir çocuğun kapasitesinin ve öğrenme ihtiyacının normalden ne kadar farklı olabileceği, tahayyüllerinin dışında olabilir. Bu durumda öğretmen tarafından “zor bir ödev” olarak görülen bir çalışmanın üstün yetenekli bir çocuk için hala yetersiz kalabildiği görülmüştür. Yetersiz bilgi, algı ve uygulamalar neticesinde aksiyon ve reaksiyon birbiriyle uyumsuz olmaktadır ve bu kalıp her seferinde benzerlikler taşır.  

Bir öğretmen özel bir çaba ve emek sarf ederek sınıfın düzeyine göre asla söz konusu olamayacak kadar zor bir ödev düşünmüştü; o buna zor ve beklentileri yüksek bir ödev gözüyle bakıyordu. Üstün yetenekli çocuk, kendisine böyle bir ödev verileceğini duyduğunda mutlu olmuştur, beklentileri karşılanacaktır ve bu nedenle beklentilerini ve öğrenme isteğini kendi seviyesine uygun olarak yüksek bir noktada aktive eder. Sonuçta, ödevin seviyesi üstün yetenekli çocuk için hala yeterli değilse, her iki taraf da hayal kırıklığına uğrar: Çocuk, ödevin basitliğinden ve vaatlerin tutulmadığından dolayı (“uygun” bir ödev vaadi), öğretmen ise reaksiyonun beklediği gibi olmaması (verilen tepki ödevin çocuk için fazla zor olduğu şeklinde de algılanabilir) nedeniyle.  

Öğretmenlerin zorlandıkları konu, hazırladıkları ödev konseptinin, üstün yetenekli çocuğun seviyesinin üzerinde olması gerekliliğidir. Yani öğretmenler seviyeye yukarıdan aşağıya inerek yaklaşmalıdırlar. Aksi yönde ilerledikleri durumda, seviyeyi bulamama ve yanlış yorumlama riski vardır. Seviyeyi yakaladıktan sonra da çocuğa buna uygun şekilde teşvik ve destek sağlanmalıdır. Pasif davranmak zararlıdır – buna bir öğretmenin davranışı örnek gösterilebilir. Bir matematik öğretmeni, çocuğun tüm matematik kitabını bir hafta içerisinde öğrenebileceğini bildiği halde, onu bir yıl boyuna matematik derslerinde sıkıntıdan patlatmış ve ona farklı bir ödev vermemişti. Sadece öğrencinin bu vaktinde zamanını öldürmesine izin veriyor ve gizlice yaptığı şeyleri tolere ediyordu. Eziyet verici can sıkıntısının yanı sıra, bu davranışın içerdiği mesaj da çok acıydı: “Burada sana uygun bir şey yok.”, fakat aynı zamanda şu mesaj da veriliyordu: “Yine de okula gelmek senin görevin ve okulu ciddiye almalısın.” Ders içeriklerinin aktif bir şekilde üstün yetenekli çocuğun ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlanmasıyla, okul hem bilgilendirmek hem de kişilik gelişimini sağlamak olan görevini, üstün yetenekli bir çocuk için de yerine getirebilir.  

Her şey sürekli olarak çok kolay olursa, bu durum üstün yetenekli çocukların çaba gösterme istekliliği ve öğrenme teknikleri gibi çok önemli bireysel yetkinlikleri geliştirmelerine engel olur. Başlarda var olan öğrenme isteği kaybolabilir, çaba göstererek bir şeyler elde etmenin beraberinde getirdiği tatmin tecrübe edilemez. Verilen bir görevi hemen ve kolaylıkla yapamama tecrübesini kazanamamak, üstün yetenekli çocuğun gençlik ve yetişkinlik yıllarında okul ve diğer yaşam alanlarında karşılarına çıkan sorunlara karşı o denli güvensiz kılabilir ki, korkarlar ve bu durumla nasıl baş edebileceklerini bilemezler. Üstün yetenekli çocuklar, içeriğin gerektirdiği seviye yüksek olmasa bile “zor” ödevlerden ve benzeri görevlerden korkuya kapılabilirler; atmaları gereken adımları tasavvur edemezler ve bu şekliyle bu adımları da zaten atamazlar. Tek bir adımda çözülemeyen problemlere yaklaşma şekli zayıf kalabilir ve yeni beceriler edinebileceklerine ilişkin özgüvenleri de zarar görebilir.  

Üstün yetenekli 36 yaşındaki, mesleki olarak çok başarılı, yine de özgüveni zayıf olan bir kadın şunu söylemişti: “Okuldan sadece bir defa keyif aldım – her zaman iyi bir öğrenciydim – ama o tek bir seferde öğretmenimiz yeniydi ve ben gerçekten çabalamak zorundaydım.” 

Okuldan beklentiler, özellikle üstün yetenekli çocukların ve ailelerinin beklentileri yüksektir. Ancak öğrenmek istemek ve verilen ödevlerle gelişmek istemek doğrudur. Bu istek, okulun sorumluluğu ile örtüşür ve bu nedenle de talep edilebilir ve hatta aksi düşünülemez. Üstün yetenekli çocuklar için de okula gitme zorunluluğu vardır. Çevre ile karşılıklı iletişim neticesinde gelişim bozuklukları ortaya çıktığında, tüm tarafların bu konuyu çözme konusunda çaba göstermesi gerekir. Bireysel olarak, aile ve çocuklar ile bu durum danışma ve terapi neticesi gerçekleşir. Yukarıda anlatılanlardan anlaşılacağı üzere, bunun sebepleri çocukların yaşadığı çevrede ise, bireysel terapi yeterli olmayacaktır. Bu durumda ilk olarak okul denilen sistemin taraf olması gerekir. 

Bunun ötesinde, özel yetenekleri kabul etmek toplumsal bir sorumluluktur. Üstün yetenekli çocukların daha çok küçük yaşlarda kendi yaratıcılıklarıyla uzun süredir var olan problemlere yönelik çözümler geliştirebilme yeteneğinden mahrum kalmamamız gerekir.

Yorum ekle


   
© ustunyetenekliyiz.biz