001.jpg
   
002.jpg
   
003.jpg
   

3.1.3. Peter

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Ayrıntılar

Peter ailesiyle birlikte ilk defa görüşmeye geldiğinde 14 yaşındaydı. Aile, Peter’de gördükleri değişim nedeniyle endişeliydi; bedensel olarak da gözle görülür şekilde çöküyordu. Son haftalarda neredeyse duygusuz bir hale gelmişti, okuldaki ve yakın çevresindeki gençler tarafından uğradığı tacizlere neredeyse hiç tepki vermiyor, yaşan enerjisini tümden yitirmiş ve artık sadece ölmek istiyordu.

Ailesinin anlattıklarına göre, Peter eskiden çok dengeli bir çocuktu; çok geniş ilgi alanlarında hızlı algılama yeteneği ve dayanıklılığı, sosyal ilişkileri hızlı kavrama yeteneği, erken konuşma ve çok kıvrak dil kullanımı becerisi ve okula başladıktan sonra birkaç hafta içinde çok hızlı bir şekilde okumayı öğrenmesi ile dikkati çekmişti. Kısa süre sonra okula ilgisini kaybetmiş, konsantrasyonu bozulmuş, baş ve karın ağrısı şikâyetleri başlamıştı. Ailesinin sonrada öğrendiğine göre, başlarda hevesle ve öğrenme sevinciyle dolu olarak bilgilerini sınıfta sunmuş, ancak onun ileri olması öğretmenin ders yapma anlayışına ters geldiği için “sınıftaki huzuru bozan” kişi olarak damgalanmış ve birçok defa öğretmen tarafından sınıftan atılmıştı. Konuyla ilgili olarak ailesinin okuldaki müdahalesi başarısız olmuştu. Sınıf arkadaşları tarafından “inek” olarak taciz edilmeye başlamış, okul yolunda sözlü ve bedensel saldırılara uğramıştı. Eskiden sahip olduğu yetenekler ve bundan duyduğu mutluğu kaybetmek üzereydi. Aile, üstün yetenekli çocuklar konunda tecrübeli bir kuruma başvurmuştu. Orada yapılan testler neticesinde, Peter’in zekâsının toplumun %99 unun üzerinde olduğu tespit edilmişti. Her ikisi de sosyal mesleklerde olan ve cemiyetlerinde de sosyal olarak çok aktif olan anne ve baba ise “özel” olmaktan çekinmiş ve öğretmeniyle Peter’in olağanüstü yeteneği konusunda konuşamamışlardı. Peter’i yaşadıkları yerde okul dışında nasıl destekleyebilecekleri konusunda çaresizdiler ve zaten dışlanmış olan oğullarının daha fazla taciz edilmesinden korkmuşlardı. Bir tesadüf neticesinde Peter’in öğretmeni değişmiş. Yeni öğretmeni Peter’e anlayış göstermiş ve ilgilenmiş, diğerlerinden ileri bir seviyede olmasını kabul etmiş ve taciz durumlarında müdahale etmişti. Peter sınıf ortamında temkinli olmaya devam etmiş, fakat ilkokulun geri kalan kısmında okulu bir tehdit olarak değil, sadece çok sıkıcı olarak algılamıştı. İlkokuldan sonra gittiği okulda, dışlanma ve tacizler yeniden başlamıştı. Peter ailesinin önerisine uymaya ve saldırıları dikkate almamaya çalışmıştı. Bu durumu görüşme esnasında şöyle anlatacaktı: “Bunun için duygularımı silmem gerekti.” Okuldaki başarısını çok yüksek bir seviyede tutabiliyordu, fakat okulun beklentilerini çok sıkıcı olarak değerlendiriyordu. Gymnasium’da sosyal durumu kısa süre için iyileşmişti, fakat arkadaşlık kurduğu bir çocuk taşınınca durum yine eskisine dönmüştü. Sınıftaki güçlü bir grup tarafından yapılan ve sınıfın çoğunluğu tarafından kabul gören tacizler ender olarak bedensel saldırı şeklinde, fakat genelde dışlama ve aşağılama şeklinde devam ediyordu, özellikle öğrenmeye ve iyi notlar almaya devam ettiğini fark ettiklerinde bunu şiddeti artıyordu. Sınıfın çoğunluğu tarafından gerçekleştirilen bu tavra karşı öğretmenlerinin yaklaşımı, tek taraflı bir “sosyal iletişim becerisi eksikliği” olarak değerlendiriliyordu. Üstelik Peter’in çok zeki olduğu ve tüm bunlarla başa çıkabilmesi gerektiği yönündeki yorumlar yapıyorlardı. Yani üstün yetenekliliği Peter’e karşı kullanılıyordu. Bunu neticesinde kendine güveni ve inancı azaldı ve kendisine bu şekilde davranıldığına göre, onda doğru olmayan bir şeyler olduğunu düşünmeye başladı. Nihayetinde gücü tükendi, okul başarısı düştü, tüm ilgisini ve öğrenme zevkini yitirdi, duygusuzlaştı ve bedensel olarak da sanki eğilmek zorundaymış gibi omuzları ve başı düştü. Ailesi öğretmenleriyle işe yaramayan görüşmeler yapmış ve onun için bu şekilde daha fazla çaba gösterirlerse okulda daha fazla olumsuzlukla karşılaşacağından çekinerek, okul dışında yardım aramaya başlamışlardı.  

Peter hakkında yorum: 

Peter, öğrenme ve başarma konusundaki sevincini ilk başlarda çekinmeden okulda gösterdi. Bunun neticesi, “inek” olarak aşağılanarak damgalanmak ve sınıf arkadaşları tarafından her gün taciz edilmekti ve öğretmeni de grubun dışlama sürecine müdahale etmedi. Aksine, sınıf kendi davranışlarını öğretmenin aşağılamaya yönelik disiplin önlemlerinde desteklenmiş ve teyit edilmiş gördü. Peter’in yetenekleri takdir edilmiyor ve sınıf ortamından dışlanmasına yol açıyordu. Okula karşı isteksizliğe dönen bu eziyetler, psikosomatik rahatsızlıklar ve yaşam sevincinin kaybı şeklinde belirginleşmeye başladığında, öğretmeni ile görüşmesine rağmen destek göremeyen ailesi çareyi okul dışında aramaya başlamıştı. Fakat sonuç ile – yani Peter’in oldukça üstün yetenekli olduğu gerçeği ile – yalnız kaldılar. Öğretmenin davranışlarını ve sınıfın ona karşı takındığı tavrı, Peter’e yapılmış bir haksızlık olarak görseler de, sosyal alanda aktif olmaları “Peter’i ortaya çıkarmak, üstün yetenekliliğini ifşa etmek” konusunda onlara engel oluyordu. Peter’in yeteneklerinin takdir görmesi ve sınıf ortamı içerisinde desteklenmesi konusunda açıkça çaba gösteremiyorlardı. Bunun nedeni olarak da, Peter’in okulda daha çok zarar görmesinden ve kendilerinin arkadaş ve komşuluk ilişkilerinde zarar görmelerinden çekinmeleri olarak açıklıyorlardı. Arkadaş çevrelerinde Peter’in yetenekliliği konusuna değinmekten zaten kaçınmaya başlamışlardı, çünkü kıskançlık ve Peter’i sanki özel başarılar göstermesi için zorluyorlarmışçasına bir tavır hissetmişlerdi. Peter da aynı ailesi gibi, sessiz kalarak eziyetli okul yıllarını arkasında bırakmaya çaba gösteriyordu. Aidiyet ile kendini ifade etme ihtiyaçları çatışmasında, aidiyet ihtiyacından vazgeçmişti. Bunu niçin ruhsal bir acil çözüm bulmuştu kendince, “duygularını silmek”. Bu şekilde en azından bir süre için kendi kişiliğinde bulunan ve ders başarıları ile asgari bir kabul sağlayan şeyi ayakta tutmayı başarabildi; entelektüel yetenekliliğini. Ancak bu durumun ruhsal, duygusal ve bedensel ihtiyaçlarının bütünsel gelişimini tehdit ettiği, okuldaki notları iyi olduğu sürece anlaşılamadı. Aksine, zekâsının okuldaki sosyal çatışmada onun aşağılanmasına neden olduğunu gördü; “Sen zekisin, bununla baş edebilmelisin.”; ve en nihayetinde bu özelliği ile de kendini yetersiz, kötü ve değersiz olarak algılamaya başladı. Gücünün tükenmesi yaşam enerjisinin bitmesi ve başarısının düşmesi şeklinde kendini gösterirken, bedensel duruşu da hangi yükleri ve tehditleri taşımak zorunda olduğunu ve yaşamaktan yorulduğunu gösteriyordu.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
© ustunyetenekliyiz.biz