001.jpg
   
002.jpg
   
007.jpg
   

Sınıf Atlama

Kullanıcı Oyu:  / 7
En KötüEn İyi 
Ayrıntılar

Yazan: Dr. Annette Heinbokel (“Sınıf Atlamak” kitabından alınmıştır) 

Sınıf atlamak, okul tarafından uygulanan akselerasyonun(1) özel bir türüdür. Rimm ve Lovance (1992a), edindikleri tecrübeler neticesinde üstün yetenekli çocuklarda düşük başarı veya başarısızlık olasılıklarını önlemek veya oluşmuş olan bu durumu tersine çevirmek için akselerasyon stratejisini kullanmaktadırlar. 

Yapılan araştırmalara göre: 

- Akselerasyon motivasyonu arttırır 

- Akselerasyonun sosyal uyuma olumsuz etkisi yoktur ve hatta bunu iyileştirebilir 

- Beden ölçüleri, olgunluk düzeyi ve ders notları nispeten önemsidir 

Kötter’in 1985 yılında Saarland’da (Almanya’da eyalet) ve Reitmayer’in 1988 yılında Bavyera’da yaptıkları araştırmaların sonuçlarına göre: 

- Sınıf atlayanların geri kaldıkları dersleri sınıf düzeyine getirmek için ihtiyaç duydukları süre nispeten kısa olarak algılanmıştır. Lise düzeyinde bu süre 1-6 haftalık sürede günde 1-2 saat olmuştur. 

- Neredeyse her seferinde özgüven artışı ve yeni sosyal durumlara karşı artan fleksibilite (esneklik) ve uyum kabiliyeti gözlenmiştir. 

- Mevcut korkularına rağmen, atladıkları (gittikleri) sınıflardaki iletişim çoğunlukla olumlu olmuştur. Yeni sınıftaki öğretmenler sınıf atlamayı desteklemişlerdir. 

Bu hususta tüm araştırma sonuçları örtüşmektedir: 

Eksik kalınan konuların öğrenimi, bu konuda mevcut olan tüm ifadelere göre problemsiz bir şekilde gerçekleşmiştir. İlk okulda bu süre belirtmeye değmeyecek kadar kısa, lisede ise bundan biraz daha uzun olmuştur. 

Köln’de yapıla araştırmanın sonucunda, uzun süreli yetersiz zorlanma ve can sıkıntısı neticesinde oluşan öğrenme bozukluklarının giderilmesinin belirli bir süre aldığı belirtilmiştir. 

Sınıf atlama karşıtlarının ortaya koydukları tüm argümanlarda, “sağlıklı bir zihnin” sınıf atlama, sınıf atlayan öğrenciler ve onların aileleri hakkında bildiklerini sandıkları şeyler doğrudan veya satır aralarında görülmektedir: 

- Sınıf atlama – özellikle ilkokulda – pedagojik ve psikolojik nedenlerden dolayı çocuğun sağlığı düşünülerek reddedilmelidir. 

- Çocuklar, alışkın oldukları sınıf ortamından kopartılıyorlar; bu onlara zarar verir. 

- Mevcut performanslarını ve yeteneklerini sınıf atlayarak gösterdiklerinde, sınıf içerisinde olumsuz tepkilere maruz kalabilirler 

- Ders notları sınıf atladıktan sonra kötüleşiyor, öğrenme düzeninde (eğrisinde) bir bozulma elbette ki beklenmelidir; bu durum çoğunlukla bir sınıfı tekrar etmelerine yol açmaktadır. 

- Okul içinde veya dışında verilen ilave cazip olanaklar, yetersiz zorlanmayı yeterince dengeleyebilmektedir. 

- Kendi yaşlarının ve sınıflarının beklentilerini karşılamış olan çocuklar, sosyal öğrenmeye yönelebilirler, diğerlerine yardımcı olabilirler, diğerlerine karşı sabır ve saygı göstermeyi öğrenebilirler. Bu onların da hoşuna gider. 

- Çocuklar yıllar boyunca başarılarını ve başarı istekliliklerinde gösterdiklerinde, yani orta ve lise döneminde sınıf atlamaları daha iyidir. 

- Sınıf atlayanlar entelektüel olarak başarılı olabilirler, fakat insani ilişkilerinde eksikleri vardır. 

- Sınıf atlayanlar, yetişkin olduklarında veya lise son gibi daha aklı başında bir döneme geldiklerinde, kendi yaşıtlarının arasında olmalarının kendileri için daha iyi olmuş olacağını itiraf ederler. 

- Sınıf atlayan çocukların aileleri elit çocuk yetiştirme peşindedir ve demokratik değildir. 

- Aileler kendi hırslarını çocuklarına yansıtıyorlar ve gelecek yaşantılarında onlara avantaj sağlamaya çalışıyorlar. 

- Aileler kendi yaşadıkları başarı baskısını çocuklarına yansıtıyorlar. 

Yukarıda ifade edilen tüm düşünceler sorgulandı. 

Ne zaman “ama ben bir çocuk biliyorum … “ gibi bir cümle kurulduğunda, bu durum doğrudan sorgulandı. Bunun neticesinde ya böyle bir tecrübenin hiç olmadığı ortaya çıktı, ya ikinci üçüncü şahıslardan çok dolaylı bir şekilde duyduğu ortaya çıktı, ya problemlerin bir dedikodudan ibaret olduğu ortaya çıktı, ya da yaşanan sorunun sınıf atlama konusunda bağımsız olduğu ortaya çıktı. 

Sınıf atlama, okulun günlük yaşantısında istisnai bir durumdur ve bu nedenle hem koya bizzat taraftar olanlar hem de doğrudan ilgisi bulunmayan veli ve öğretmenler tarafında çok özel bir şey olarak algılanır ve bu şekilde muamele görür. 

Aile ve öğretmenlerin sınıf atlama konusundaki endişelerinden biri de, performansı yetersiz kaldığından çocuğun eski sınıfına tekrar geri dönmek zorunda kalmasıdır. Bu durumda diğer öğrenciler tarafından başarısız olarak görülebilir ve kendisiyle dalga geçilerek psikolojik zarar görebilir. Okullar tarafından 5 erkek ve 0 kız çocuğun bu durumda olduğu bilgisi gelmiştir. Bu çocuklar deneme derslerinden sonra eski sınıflarına geri dönmüşlerdir. Sınıf atlayanların toplam sayısına göre 5 kişi %1,8 oranına tekabül etmektedir. Yani eski sınıfına geri dönmek durumunda kalan öğrencilerin oranı çok düşüktür. 

Çocuğu sınıfına kabul edecek olan öğretmenin konuya bakış açısı, sınıf atlama kararının verilmesinde belirleyicidir. Sınıf atlamaya genel olarak karşı olan bir öğretmen, çocuğun yeni sınıfına uyum sürecini engelleyebilir (Köln 1993) ve çocuğa eğitim verdiği süre içinde çocuğun sınıfa entegrasyonunu tümüyle imkansız hale getirebilir (Rimm 1992). 

Pedagojik teorisyen ve pratisyenler, sınıf atlayan çocukların her seferinde önemli sorunlar yaşadıkları konusunda oldukça emindirler ve bu nedenle sınıf atlamayı temelden reddettiklerini söylerken de kendilerine çok güvenirler. Ancak araştırmaya dahil olan okullardan alınan geri bildirimlerle bu durum hiçbir şekilde teyit edilmemiştir. 

Okul açısından bakıldığında, sınıf atlamanın bu kadar ender rastlanan bir durum olmasının nedeni olarak, öğretmenlerin başarısızlıkla sonuçlanan bir sınıf atlama deneyiminin sorumlusu olarak kendilerinin görülebileceğini düşündükleri tahmin edilmektedir. Bir okul müdürü, kendi sınıflarındaki bir çocuğun sınıf atlayacağı ifade edildiğinde, sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları “ani korku ve panik”ten bahsetmiştir. Öğretmenler öneri ve kararı ailelere bırakmakta ve her hangi bir sorun çıktığında da, “Ben o zaman da tahmin ediyordum.” diyebilmektedirler. Diğer taraftan, sınıf atlama önerisi ailelerden geldiğinde birçok durumda belirgin bir kuşkucu yaklaşım sergilenmiştir: bu öneriyi getirmelerinin arkasında yatan neden ne? 

Başvuru ailelerden geldiğinde, bu durum bir nevi tehdit olarak algılanmaktadır: Öğretmen sınıfta yeterince ilgilenmediği için mi çocuk kendisini sınıfta iyi hissetmiyor? 

Sınıf atlama ile ilgili bireysel tecrübeler ne kadar az ise, genel olarak sınıf atlayan çocuk ile ilgili beklentiler de bir nevi süper çocuk şeklindeydi: sadece süper akıllı değil, aynı zamanda süper olgun, süper sosyal, süper bağımsız, süper sağlıklı, süper uyumlu, süper … Bunun tersi de tabii ki kararın verilmesinde etken olmaktadır; örneğin çocuk her hangi bir alanda eksiklik gösterdiğinde, örneğin sosyal olgunluğunda, bağımsızlığında, uyumluluğunda, kendi eksiklerini belirlemede her hangi bir eksikliği var ise, bu durumda sınıf atlamaya uygun değil anlayışına gidiliyordu. 

Fakat bir okulda sınıf atlayan bir çocuk olmadığında, hangi çocuğun sınıf atlama konusunda uygun olduğunu ve hangi çocuğun uygun olmadığını belirleyecek yetkinliğe sahip olabilir mi? 

Bazı çocuklar o kadar uyumlu olabiliyorlar ki, özel bir yeteneğe sahip olduklarının okulda anlaşılması mümkün olamayabiliyor. Tüm öğretmenlerin, kendi bireysel klişelerine uymayan üstün yetenekli öğrencileri nasıl anlayabileceklerini ve anladıkları durumda da bu öğrencilere nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda bilgi eksiği vardır. Eğitimlerinde ve daha sonra katıldıkları kurslarda bu konuda bilgilendirme neredeyse hiç yapılmaz. 

Çocukların üçte biri erkek ve kız çocuklarında aynı oranda, okulda yaşadıkları deneyimler neticesinde hem “gerçek” hem de sahte hastalıklar, kendini geri çekme ve depresyon, başkalarına veya kendine karşı agresif davranış, çalışmanın ve başarımın reddi ve okula gitmenin reddi şeklinde davranış bozuklukları göstermişlerdir. 

Davranış bozukluklarına tepki vermek ve bunların nedenlerini ortadan kaldırmak şeklinde gösterilen genel eğilim anlaşılabilir bir şeydir, fakat sessiz, çekingen ve sıkıntılarını içlerine atan çocuklar için çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. 

Şayet sınıf atlama ile birlikte motivasyon artışı da sağlanabilirse, ders notlarının iyileşmesi de sağlanabilir. Fakat notların kötüleşmesi, fakat çocuğun ve ailelerin yine de daha mutlu ve tatmin olması da mümkündür. 

Öğretmenlerin bireysel durumlarda sınıf atlamaya karşı bazı durumlarda aşırı bir reddediş içerisinde olmalarının nedeni tam olarak anlaşılabilmiş değilse de, engel bir sonuç çıkarmak mümkündür: şayet öğretmenler çocuğun veya ailelerin sınıf atlama konusundaki taleplerini desteklemiyorlar ve olumlu bulmuyorlarsa, çocuğun derslerde veya sosyal duygusal alanda yaşadığı problemlerde ona yardımcı olmuyorlar. Öğretmenler açısında bakıldığında bu durum anlaşılabilirdir: şayet öğretmenin gözünde aileler çocukları için yanlış bir karar veriyorlarsa, sadece sınıf atlayan çocuklarda değil, başka durumlarda da çocuğa destek olmak istemezler. Fakat bu durumda, sınıf atlamayı öneren ve destekleyen ailelerin, psikologların veya diğer öğretmenlerin, sınıf atlayan çocuğun gittiği sınıftaki öğretmenin değerlendirmesini ve olumsuz fikrini kabul etmemeleri nedeniyle, bizzat çocuk cezalandırılmış olur. 

Zaman içerisinde öğretmenler üstün yeteneklilik hakkında ve sınıf atlayan öğrencilerin büyük çoğunlukla olumlu olan tecrübeleri hakkında daha çok bilgi edindiklerinde, bu durum eminiz ki olumlu yönde değişecektir. 

(1) Akselerasyon, İngilizce “acceleration” kelimesinde türetilmiştir ve “hızlandırma” anlamına gelir. Üstün yetenekliler konusunda kullanılan acceleration terimi, eğitimin hızlandırılması anlamında kullanılır. Bu nedenle aşağıda da bu terim akselerasyon olarak kullanılacaktır.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
© ustunyetenekliyiz.biz