004.jpg
   
008.jpg
   
003.jpg
   

   

Eray'ın Annesi Anlatıyor...

Kullanıcı Oyu:  / 3
En KötüEn İyi 
Ayrıntılar

Buda bizden,

Oğlumuz Eray Allahın bize verdiği en değerli armağan. Biz ona Küçük Adam diyoruz:) Hem küçük hemde adam gibi olması ile ismini tamamlıyor...

Erken doğduğu için çok sorunlarımız olacak sanırken, sağlığı ve kilosu gayet yerindeydi. 3 günlükken eve geldik çocuk dönebiliyor ve etrafına sanki 5-6 aylık gibi bakıyor, seslendiğimizde

bizi gülücükleri ile ödüllendiriyor.

1 haftalık doktor kontrolü:

Anne-baba: Oğlumuz dönüyor.

Doktor: Bu imkansız yatak eğimlidir, yuvarlanmıştır diyor ve bırakı veriyor dümdüz muayene masasına ve oğlumuz doktoruna bir süpriz yapıyor. Pat diye dönüveriyor ve doktor zor yakalıyor oğlumuzu:) hayretler içinde bakıyor.

Küçük adam 3 aylıkken sürünmeye, 6 aylık emeklemeye ve 8-9 aylık ilk adımlarını atmaya başlıyor.

3,5 aylık doktor kontrolü:

Anne: Sanırım diş çıkarıyor. Anne sütü alırken dişlerini kaşımak için deli oluyor.

Doktor: Yok daha çok erken mümkün değil.

Bir süpriz daha: 48 saat sonra 2 dişi var artık O'nun.

6-7 ay civarında ilk kelimeleri ile tanıştırıyor bizi, öyle ba-ba-ba de-de-de gibi sıralamalar değil. Anni: Anne, Teje: teyze, çiçe:çiçek ve ağaçların tümü ve daha neler.

Hızla kelimeler çoğalıyor ve "k" harfini telaffuz edemediği için kendine ait bir dili var, tercüme gerektiren. 1 yaş civarı cümleler geliyor, 2 yaşa doğru kapsamlı sohbetleri var kendince masallarını anlatır eksik okuyan babasını düzeltir:):):) Sayılar, renkler, geometrik şekiller, duyguları algılama babam kızdı annem üzülmüş gibi... Hiç bir şeyi ezberlemek istemiyor kendi dünyası var sorularına cevap istiyor sadece... Ezbertletmek istediğimiz şarkıları tersten söylüyor inadına " tutu pense elma mı yemese, arkadaşım anne arkasını dönmese"

 

Sayıları keşfimiz: 1,5 yaş civarıydı. 1 yaşında 10 kadar sayıyordu şimdi soruyoruz söylemiyor nedenki diye bakıcısı ile konuşuyoruz. Bakıcısı ilgilenmedik unuttumu acaba diyor. Bu arada aynı odada Eray salıncakta sallanırken bizi dinliyor ve bir ses geliyor kulağımıza 51-52-53.......... Neee!!! ne dedin sennnnnnnn!!!! nasıl yaaaa!!! Meğer çocuk bizim ona 10 kadar saydırmaya çalışmamızı saçma bulduğu için yanıtlamıyormuş.

2 yaş 3 aylık okula başlattık farklı olduğunu defalarca belirterek. "Kendi yemeğini yer, 15 aylıktan sonra bez kullanmadı. Kendini ifade edebilecek ve durumları yorumlayacak şekilde konuşabiliyor" dedim okul müdürüne. Bayıldı tabii zahmetsiz çocuk diye ama işler öyle olmadı. Tatmin bulmadı orada yaşıtlarnın bez değişimini izlerken, istedikleri şeylere neden "IHIH bubu" gibi sesler çıkartıklarına hayretle baktı. Emzik ve biberonu ile gelenlere şaşırdı. Ve daha nicesi. İlk hüsranı böyle yaşadık.

Bu arada ben test yaptırmak yada bu tür çocukları eğitmek üzere bir okul var mı diye araştırmaya başladım. İkinci hüsran!!! RAM da bir bayan " Ne yapacaksınız üstün zekalı olduğunu ögrenipte okul falan yok çocuk daha çok küçük bekleyin" dedi:(

Yeni bir okul bulduk, burası daha iyi, anladılar durumu az çokda olsa. Bu arada Eray 3 yaş civarı harfleri okumaya başladı. Ama şöyle "A görünce bu anne, Ö görünce (mıknatıslı plastik) harfi parmağına takıp Öcüü diye beni korkutmaya çalışarak. Okula söyledim aman sakın dediler çok kötü olur, çok sıkılır, okulda çok sorun yaşar. Sanırım burada bir hata yaptım ben buzdolabına yapışık harfler vardı söktüm kaldırdım hepsini... Kitapları yazılarını incelemesine fırsat vermeden okudum bir süre. Bu arada her uzmanın yazısını okumaya başladım. Bu konuda kitap yazan uzmanları okudum birbir. Ve bana saçma gelenleri eledim. Onu tekrar kitapları içinde özgür bıraktım.

Sorular!!! sorular!!! sorular!!! Cevabını biliyorum ama 3-4 yaşındaki çocuğa nasıl anlatılır onu bilmiyorum. Sonra, daha önce de paylaştığım büyülü cümle ile tanıştım. "ÇOCUK SORUYORSA CEVABI İÇİN HAZIRDIR" İşte bu dedim kendi kendime anahtarım bu. Her sorduğunu yanıtladım, bilmediklerim için kaynaklar aldım, internetten araştırdım. Ve evet Eray artık çok daha mutlu. Çok yorgundum bu arada. Çünkü Eray hiç durmadan, birini sindirmeden başka birşey soruyordu ve benden başka kimsenin cevaplamadığını keşfedince hepsini bana soruyor tabii: Uzay, kutuplar ve kutup canlıları, göçmen kuşlar, bilim adamları, dinazorlar, güneş, gezegenler, bilim adamları niye öyle demiş niye böyle yapmış, insan vücudu ve sistemleri, vahşi hayvanlar, ışık kırılmaları konudan konuya atlıyoruz hala..

Testlere gelince Eraya bir zeka testi yapılması konusunda ikna etmek için aylarca uğraştığım okul psikoloğu sonunda ikna oldu (o yapmaz ise dışarıda yaptıracağımı söyledim:))

Ama test öncesinde bana Eray ilgilenilmiş, normal hatta parlak bir çocuktur dedi. Sanırım beklenti içinde olduğumu zannetti ve hayal kırıklığını önlemeye çalıştı kendince. Ama ben testi IQ'su kaç diye merak ettiğimden değil aynı zamanda güçlü ve zayıf yönlerini (tabii benim evde göremedikleri mi) öğrenmek daha iyi destekleyebilmek için istemiştim.

 

Test sonucu beni değil ama psikoloğu epey şaşırttı:):) Oğlunuz ÜZ. Dil ve sayısal yetenekleri çok ileride....

Bu yıl RAM da tekrar test yaptırmak istedik ilkokul başvuruları için resmi merci olsun diyeee:):):) Oğlum girdi-çıktı ve testi yapan kişi beni aldı görüşmeye çocuğunuz üstün zekalı ama biraz ilgilenin çocukla! Kelimelerin anlamlarını bilmiyor. Nasıl yani dedim şaşkınlıkla. Bana şu örneği verdi: Sandalye nedir diye sordum. Bana dört bacaklı ve tahtadan yapılmış birşeydir diyemedi. Ne diyosun kardeşim dedim içimden, sanki başka hiçbir sandalye şekli yokmuş gibi. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Bide dedi benzerlikleri bilmiyor. Örnek vermesine fırsat vermedim bu sefer.

Oradan çıktık ben sinirden köpürürken Oğlum benden daha sinirli şöyle dedi: Anne beni bebek zannettiler, saçma sapan sorular sordular. Boşver oğlum dedim geçiştirdim. Akşam evde demesin mi çocuk "Anne bana domatesle portakalın hangi yönleri benzer dediler. Benzemiyorki ikisi. Bi kere portakal yuvarlak ve turuncu, sapı küçük, domates elipse daha çok benziyor rengi kırmızı ayrıca sapıda portakalınkine hiç benzemiyor, yaprak yaprak...............:):):)"

Akşam yatınca düşündüm zeka nedir, kim daha zekiydi, testi yapan mı, teste katılan mı?

Ama bizde bir sorun daha var babası hala onun normal olduğunu düşünmek istiyor, durumu mevcut test sonuçlarına rağmen kabullenemiyor. Yada ülke gerçekleri ile yüzleşince böylesi daha iyi diye düşünüyor olabilir.

Sonra özel bir kuruluştan randevu aldık ve bu kez sonuç benim içinde şaşırtıcı oldu çünkü giderek yükseliyor seviyesi.... Bazı özellikler normal, bazıları üstün, bazıları çok üstün.

Bu ürkütücü çünkü çoktandır ilkokul arayışımız sürüyor ve ÜZlere hizmet veren uygun bir yer yok yok yok...!!!!

Anlayacağınız ben mucize bir şekilde Küçük Adamın ÜZ olduğunu keşfetmedim. O zaten doğduğu andan itibaren ÜZ olduğunu göstere göstere büyüdü... Testler okullara başvuru için mesnet oldu o kadar.

Diğer çocuklara oranla Erayı büyütmenin tüm zorluklarına rağmen (babaannesinin yorumuyla 3 çocuğa bedel), sadece 6 yılda kendimi 16 yıl yaşamış gibi yorgun hissetmeme rağmen, kendi ükemde çocuğuma ve çocuğum gibilere hala değer verilmediğini göşyaşları içinde anlamama rağmen

Seni Hayattaki Herşeyden Daha Çok Seviyorum Oğlum. Sen Allahımın Bana Verdiği En Güzel Armağansın Hep Öyle Kalacaksın......

SEVGİLER.....

>>> Ben de yaşadıklarımı paylaşmak istiyorum diyorsanız, bize yazın. Yayınlayalım! Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
© ustunyetenekliyiz.biz