004.jpg
   
002.jpg
   
007.jpg
   

   

Florian’ın hikayesi - Annesi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Florian doğduğunda (Aralık 94), daha ilk dönemlerde bazı özel davranışlar göstermeye başladı. O zamanlar buna pek bir anlam veremiyorduk. Günlük ve haftalık programın bozulmaması ve aynı olması gerekiyordu. Fazla aktivite ve değişiklik onun kafası karıştırıyordu.

11 aylıkken yürümeye başladı ve hiçbir zaman elinden tutulmasını istemedi. Anlaşılır bir şekilde konuşmaya 2 yaşında başladı. Saatlerce tek başına meşgul olabiliyordu.

Sebastian’nın hikayesi - Annesi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Sevgili aileler, sevgili çocuklar! Kendini anlatmanın ve anlaşıldığını bilmenin ne kadar iyi geldiğini hepimiz biliyoruz. Ben de hikayemi anlatmak istiyorum, ama sadece bu yüzden değil, aynı zamanda cesaret vermek için. Söyleyebileceğim tek şey: Çocuklarınıza ve içinizdeki sese güvenin ve çocuklarınızın yeteneklerinden dolayı mutlu olun.

Bir buçuk iki yaşına kadar sadece çok uyanık ve meraklı bir çocuğum olduğunu düşünüyordum. Sonrasında kendisinden 3 yaş büyük olan ablasından bir şeyler öğrendiğini ve küçüklerin büyüklerden daha hızlı geliştiğini düşündüm.

Ann-Sophie’nin hikayesi - Annesi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Kızım 1990 yılında doğdu. Babası tam bir sanatçıydı; hassas, şahsına münhasır ve çok yetenekli. Ama kızım benim yanımda büyüdü. Çocuk sahibi olmayı ben çok istemiştim ve çocuğumla birlikte çok şey paylaştık. Ben de çok yaratıcı olduğumdan, keyfimiz yerindeydi.

Dikkatimizi çeken bir konu, kızımın çok geç, 2 yaş ve 8 aylıkken konuşmaya başlaması oldu. Öncesinde neredeyse dilsizdi. Büyük annesinin kızması neticesinde, ona sinirli bir şekilde ve tam doğru bir gramer ve uzun bir cümle ile cevap verdi.

René'nin hikayesi - Annesi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Dört çocuğumdan ikincisi, René, 20 Aralık 1994 doğumlu, “Problem çocuk”, “ADS-Sendromu”, “Sosyal yönden zayıf” vs. özelliklerini taşıyor.

Aslında 14 yaşındaki ağabeyine kıyasla daha sakin bir bebekti. 16 aylıkken ikiz kızlar dünyaya geldi ve o günden beri bütün ilgi onların üzerinde odaklandı. Bu bir sorun olmadı, ziyarete gelen herkes “tatlı kızların” etrafında pervane oluyordu. René kendini geri planda tuttu, saatlerce Legolarıyla oynadı. Bugün de değişen bir şey yok. Ağlamadı ve düştüğünde de acı hissetmedi.

Franzis’in hikayesi – Annesi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Franzis Ekim 2004 de 6 yaşındaydı ve okula bir yıl erken başlamak istedi. Zaten 5 yaşından beri yoğun bir şekilde harfler ve rakamlarla ilgilendiğini fark etmiştim. Tecrübesizliğimden dolayı zamanında ona bu konuda yardımcı olmakta tereddütlerim vardı, fakat ondan 10 yaş daha büyük olan oğlumun da önerisiyle ona bu konuda yardımcı olmuştum. Aslında bilgilerin büyük bir kısmını başka şekillerde zaten edinmişti.

Rita’nın kızının hikayesi - Rita anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Kızımız 1993 yılında doğdu. Üçüncü gün şişeden içmek istemediği için çocuk doktoru tarafından muayene edildi (aldığı ilaçlar yüzünden midesi bulanmış). Çocuk doktoru, Rita’nın diğer bebeklerden daha ileri olduğunu söyledi. Elleriyle gövdesini kaldırıyor ve başını diğer tarafa çeviriyordu. Ayrıca bacaklarıyla güç alıp alt değiştirme masasında hareket ediyordu. Onu asla tek başına bırakmamalıydık. Doktoru, onun çok keyifli bir bebek olacağını ve erken yürüyeceğini söyledi.

Maurice’in hikayesi - Annesi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Aslında 6 yaşına yeni giren oğlumun üstün yetenekli olup olmadığını bilmiyorum, fakat şüphelerim gittikçe artıyor ve ben de endişelenmeye başlıyorum. Maurice henüz bebekken dahi yaşıtlarından ileriydi, 12 aylıkken 2-3 kelimelik cümleler kuruyordu ve 2 yaşına geldiğinde akıcı bir şekilde konuşabiliyor ve normal bir şekilde sohbet edebiliyordu.

Robin’in hikayesi – Annesi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Robin, 27 Kasım 1994 de doğdu. Uyumaması, daha doğrusu çok az uyuması haricinde bize göre diğer çocuklardan daha hızlı veya daha iyi gelişme göstermedi. Robin çok sessiz ve içe dönüktü, o kadar ki, onun otistik olabileceğini bile düşündük. Kreşte pek mutlu olmadı ve genelde tek başına oynadı. O zamana kadar üstün yetenekli olabileceğine dair herhangi bir belirti göstermedi. Okula başladığında neredeyse 7 yaşındaydı. Başından itibaren çok çekingen ve pasif davrandı. Bu, öğretmenleri için ilgisizliğinin bir göstergesiydi. Çalışma materyalleriyle oynuyor ve derse katılmıyordu. Bunun sonucunda sınıfın en arkasında tek başına oturmak zorunda kaldı.

Svenja’nın hikayesi – Annesi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

3 haftalıkken doktorunu şaşırttı. "Önce gözlerimin içine bakıyor, sonra gülümsüyor," dedi. Annesi olarak bana normal gelmişti.

Ama doktor, "normalde önce gülümserler ve boşluğa bakıyormuş gibi bakarlar," dedi. Bebekken çok ağlıyordu ve sadece taşıma çantasında kendisini iyi hissediyordu. Bütün aile için çok yorucu bir dönemdi.

   
© ustunyetenekliyiz.biz