001.jpg
   
008.jpg
   
003.jpg
   

   

Madelaine’nin kızının hikayesi – Madelaine anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 1
Ayrıntılar

Nereden başlayacağımı bilemiyorum, çünkü kızımızın (beş buçuk yaşında) üstün yetenekli olduğunu öğrendiğimizden beri, yani 3 aydır o kadar yazdım, okudum, kendimi anlattım ve internette gezdim ki…

Ama ben hala kendimi anlatma ve paylaşma ihtiyacı duyuyorum. Belki de bizim ufaklığın diğerlerinden daha zeki olduğunu kabullenmek istemediğimdendir. Test edilmedi ve test ettirmeyi de düşünmüyoruz.

Lissy’nin hikayesi – Kendisi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Öğretmen olan babam tarafından 5 çocuğunun en aptalı olarak algılanıyordum ve ben bunu 11 yaşındayken tesadüfen öğrendim. Ben de uzun süre buna inandım.

Daha sonra uzman bir Psikolog tarafından test yapıldı ve IQ 125 tespit edildi. 24 yaşına gelmiştim ve terapi görüyordum. Ben bu sonuca önce inanmadım. Babamın etkisi hala o kadar fazlaydı.

İki erkek kardeşin hikayesi – Anneleri anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

İki oğlumuz var. Büyük oğlumuzu evlat edindiğimiz gün, ki o zaman 15 haftalıktı, onun etrafındaki her şeyi zihinsel olarak emdiğini fark ettik. Bunu, hastanedeki hemşirelerin fazla ilgi gösterememesine yorduk. Henüz bebekken, parmağıyla gösterdiği şeylerin adını söylemediğimizde inanılmaz kızıyordu.

3 yaşında kreşe başladıktan 3 ay sonra, öğretmenlerinden biri oğlumuzun zekasını test ettirmemizi önerdi, çünkü UNO oyunundaki rakamların değerlerini topladığını fark etmişti. Ayrıca oğlumun sorularına uygun cevaplar verebilmek için büyük bir Brockhaus sözlük almak zorunda kalmıştı.

Leoni’nin hikayesi – Annesi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Leoni 3 kardeşin en küçüğü. Büyükler o doğduğunda 13 ve 7 yaşındaydı. Şu anda kendisi 13 yaşında ve geçmişimizde güzel günler var.

Leoni’nin gelişimindeki sıçramalar neredeyse bizden habersiz gerçekleşti. Bize karşı hep çok esprili ve uyanık bir çocuktu, yabancıların yanında ise çekingen. O zamanlar da şimdi de tam bir aile insanı. Henüz 4 yaşında okuyabildiğini bize daha sonra söyledi – "ben bunu herkesin yapabildiğini sanıyordum," dedi. Sadece gece yatarken ve yatağında okuyordu.

Sophie’nin hikayesi – Annesi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Kızım Sophie 26 Nisan 1999 doğumlu. Çok uslu bir bebekti ve saatlerce salıncağında yatıp etrafı seyredebiliyordu. Hiç emeklemedi ve sürekli benim desteğimle ayakta durmaya çalıştı, bir yaşına geldiğinde de yürüdü.

İki yaşındayken McDonalds, Coca Cola gibi bazı firmaların logolarını ayırt edebiliyordu. Üç yaşındayken basit bazı kelimeleri okuyabiliyordu.

David’in hikayesi – Annesi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Oğlum 9 yaşında, 1.60 m boyunda ve 4. sınıfa gidiyor. Üstün yetenekli olduğu ancak 3. sınıfta anlaşılabildi, ama çok iyi notları olduğu için değil, imla konusunda çok zorlandıktan sonra.

Öğretmeni bugün bile oğlumun sözel IQ’sunun 142 olması ile ilgilenmiyor ve bu yeteneğini başarıya dönüştürmek konusunda sağır.

Aenne’nin hikayesi – kendisi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Benim hikayem oldukça normal bir üstün yeteklinin hikayesi – eğer böyle bir hikayeye normal denilebilirse tabii. Normal nedir ki zaten?

İlk kelimem “Hayır”dı ve ardından ilk cümleler geldi. Asla parça parça konuşmadım. Henüz 1 yaşında bile değildim. 4 yaşındayken okuma yazma biliyordum ve yüzler seviyesinde işlem yapabiliyordum.

Ailem hep bir şeyler sezinliyordu, fakat üstün yeteneklilik kavramı hakkında kimse onlara bir şey anlatmamıştı, açıklamamıştı. Aptal değildiler, fakat bilgilendirme yoktu.

Katharina’nın hikayesi – Annesi anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Bizim Katharinamız (08/2003) normal bir bebeklik geçirdi. Ama emeklemek istemedi ve kıç üstü hareket etmeyi tercih etti. Fakat suya girince bambaşka bir çocuk oluyor.

Üstün yetenekli olabileceği, uyku problemleri nedeniyle gittiğimiz bir kinesiolog söylemişti. 2 yaşındaydı ve kesinlikle uyumak istemediğinden geceler boyunca bizi de ayağa dikiyordu.

Marlene ve Chantal’in Hikayesi – İkizlerin babası anlatıyor

Kullanıcı Oyu:  / 0
Ayrıntılar

Üstün yetenekli veya değil – gerçekte önemli olan, çocukların mutlu olması ve keyif almaları.

Nasıl başladı:

İki buçuk yaşlarındayken spor sahasına gittiğimizde oradaki bazı işaretlerin ne olduğunu sordular. Ben de “1-2-3-4” dedim. Parmakçıklarıyla işaretlerin üzerinden geçtiler ve ben de konu hakkında fazla düşünmedim. Günler sonra bir akşam banyodan çıktıktan sonra anında dank etti:

   
© ustunyetenekliyiz.biz